İnsanların İstediği Bir Ürün / Hizmet Yarat

İnsanların İstediği Bir Ürün / Hizmet Yarat

Orjinal Yazı : HaberinAdresi.com

Yazının başlığı, ABD’nin ünlü girişim hızlandırma programı Y Combinator’un orjinali “make something people want” olan cümlesinden alıntı.

Bugünkü yazım, aslında tümüyle girişimlerin neden başarısız olduğu / olabileceği üzerine.

Kullanıcıların severek kullandığı bir ürün veya hizmeti ortaya çıkartmazsanız, başarısızlık kesin. Bugünün başarılı şirketlerini bir düşünün; hepsi erken dönem kullanıcılarının çok sevdiği -o kadar ki başkalarına da bahsettiği- ürünlerle ortaya çıktılar. Bunu beceremezseniz, projeniz çöker. Eğer kendinizi kandırıp sevmedikleri halde kullanıcılarınızın ürününüzü sevdiğine inandırırsanız, projeniz yine de çöker.

Dünyanın girişim mezarlığı, bu basit kuralı pas geçen insanların yarattığı ürün ve hizmetlerle doludur.

Aslında, ilk başta küçük sayıda bir insanın bayıldığı bir ürün çıkartmak, çok fazla sayıda insanın sadece “hoşlandığı” bir ürün çıkartmaktan çok daha iyidir. Toplam pozitif duygu aynı olsa da, ilk senaryoda çok daha fazla kullanıcıya hitap etme olasılığınız uzun dönemde daha da fazla olacaktır.

Bununla birlikte, ülkemizin girişim gücünden faydalanabilmesi için daha fazla sayıda insanın, insanların gerçekten problemlerini çözen ürün ve hizmetleri daha büyük sayılarda ortaya çıkartması gerekli. Bunun illa orjinal olması da gerekmiyor; dünyanın herhangi bir yerinde bir kullanıcı grubunun problemlerini çözen ama bu topraklarda varolmayan işler çok değerli olabilir. YemekSepeti ya da GittiGidiyor’u düşünürseniz, ki bunlar Türk girişim tarihinin en yüksek değerlemelerine sahiptir, ne dediğim daha net anlaşılabilir.

Pek çok insan, karşı karşıya kaldığı riskleri değerlendirmek konusunda süper kötüdür ve bir girişim başlatmak onlara olduğundan çok daha riskli bir işlem gibi gelir. Bu doğru, eğer bir oteller zinciri kuracaksanız! Ama söz gelimi yazılım ya da küçük donanım projeleri bugün devletin hibe olarak sağladığı girişim destekleriyle de başlatılabilir veya ilk aşamalarda sürdürülebilir. Bireysel Katılım Sermayesi Yönetmeliği olarak ta geçen mevzuat ile kişilerin şirketlere yaptıkları melek yatırımların çok önemli bir kısmı vergiden düşülebilmektedir.

En önemli konunun sermaye olduğuna dair ülkemizde yanlış bir algı var. Sermaye önemlidir ama hiçbir zaman harika bir fikrin, harika bir ekibin, harika bir ürünün ve harika bir yönetişimin yerini alamaz, alamıyor.

Fikir bir girişimin ilk aşamasıdır. Birilerinin gerçekten varolan bir sorununu, ticari kar elde edecek şekilde yeni yöntemler veya teknolojiler ile çözmeye karar verdiğiniz zaman girişimci olursunuz. Bu açıdan bakarsanız, mantıcı açmak bir girişimcilik örneği sayılamaz, ama sağlıklı beslenme için internet aracılığı ile salata ve sandviçler satmaya karar verirseniz bu bir girişim olur.

Yazılım geliştirmek tek başına girişimcilik değildir, özellikle o yazılımın dünyada 1000 benzeri varsa ve pazara herhangi bir yenilik getirmiyorsa. Ama çözülmemiş bir sorunu yazılım ile, donanım ile, beşeri kaynaklar ile çözüyorsanız bu girişim olur.

Bunun için hangi ürünü veya hizmeti geliştirdiğinize ve bunu neden yaptığınıza dair kafanızdaki açıklamalar çok berrak olmalıdır. Berrak, sade yanıtlardan söz ediyoruz. Karışık, kompleks girişim fikirleri genellikle iki şeye işaret eder : karmaşık bir zihin veya girişimcinin kendi kendine uydurduğu bir problem. Böylesi bir problem varolmadığı için, karşılığında geliştirilen ürün de hiçbir şeyi çözmeyecek ve doğal olarak başarısız olacaktır.

İkinci soru, kimin çaresiz biçimde bu ürüne ihtiyacı olduğudur. En iyi senaryoda, girişimciler kendi sorunlarını çözecek bir ürün geliştirir ve daha sonra bunu yaygınlaştırırlar. İkinici senaryoda, hedef kullanıcınızı olağanüstü iyi tanıyorsunuzdur.

Daha önceki yazılarda da belirttiğim gibi, eğer bir şirketin ürününü kullanan insanlar varsa ilk soru bu sayının ne kadar hızla büyüdüğü olur. Eğer kullanıcılar yoksa, fikri test etmek için gerekli minimum çabanın ne olduğuna odaklanırsınız. Eğer kullanıcılarınız bireysel müşteriler ise ürünü ortaya çıkartmak işe yarayabilir, eğer kurumsal müşterilere hitap ediyorsanız, ve onlar siz daha ürüne ait tek bir şey yapmadan size bu ürünü geliştirirseniz alacağını yazılı olarak ifade edebiliyorsa doğru yoldasınız demektir.

Aynı zamanda, ürün fikrinizin uzun erimde nasıl kopyalanamaz (tekel) olacağını da düşünmelisiniz. Bir düşünün, internet üzerinde onlarca arama motoru var, neden kişisel bilgilerinizi aldığını bildiğiniz halde Google’ı kullanıyorsunuz? Çünkü onlar taklit edilemeyen teknolojileri ve çevresel hizmetleri ile tekel yarattı. Aynı şeyi Instagram, Whatsapp, Facebook, Microsoft gibi şirketler için de söyleyebiliriz. Uzun erimde diğer şirketlerin sizin ürününüzü taklit edebilmesini engelleyen bir özelliğe sahipseniz size karada ölüm yok demektir.

Türevlerden ziyade yeni şeyler daha iyidir. Büyük şirketler başlangıç aşamalarında problemi çözme konusunda genellikle en yakın rakiplerinden 10x daha iyi, yepyeni ve zor taklit edilebilir bir çözüm getirir ve şirketi bunun üzerine inşa eder.

Ama tüm bunların temelinde, aynı sihirli sözler yatar. İnsanların gerçekten sevdiği bir ürününüz yoksa, başarısız olursunuz.

Akıllı Şehir Bursa, Bölüm 1 : Trafik

Akıllı Şehir Bursa, Bölüm 1 : Trafik

Kentlerde yaşayan herkes için trafik bir sorun. Istanbul’dakiler için durum zaten başka bir seviyeye çıkmış durumda.

Bursa’da yaşayan bizler için, özellikle işe gidip gelirken toplu taşımayı değil aracınızı kullanıyorsanız bu sorunu her gün giderek daha fazla hissediyorsunuz. Bu köşede şimdiye kadar hep teknoloji ağırlıklı yazılar okudunuz ve bu seri de farklı olmayacak. Bugünkü yazıda teknolojinin trafik sorununu nasıl kolaylaştırabileceğine dair somut örnekler vereceğim.

Öncelikle, Türkiye’de devletin çeşitli kurumlarında kabul görmüş ve araştırmalara konu olmuş açık devlet / açık veri protokolünden bahsetmek istiyorum. Open Knowledge Foundation tarafından dünya çapında bir politika olarak tanıtılan Açık Veri, basitçe kamu hizmetlerinin ilerletilmesi, şeffaflaşması ve yurttaşlara daha homojen biçimde oluşturulması için geliştirilebilecek teknoloji projelerinde kullanılmak üzere, kamu kurumlarının kendi alanlarıyla ilgili verileri yazılım geliştiricilerin ve araştırmacıların hizmetine sunmasını öngörüyor.

Open Knowledge Foundation : https://okfn.org
Türkçe Tanımlar ve Kavramlar : http://opendefinition.org/od/1.1/tr/
Konuyla ilgili örnekler de içeren Tübitak Araştırması : http://bit.ly/1l3ovuW
Barcelona Kentinin Açık Veri Portalı : http://opendata.bcn.cat/opendata/en

Örnekleri incelediğinizde göreceksiniz ki temel konu bir kamu alanında, söz gelimi bir kentte kullanılan kamusal hizmetlerle ilgili verilerin ham veri olarak dışarı açılması. Yani devlet sırlarından söz etmiyoruz. Bunu sorunlu alanlara uygularsanız, bu örneğin şehrin toplu taşımacılık hizmetleriyle ilgili verilerin bir servis (API) halinde kullanıma sunulması anlamına geliyor. Somutlarsak, herhangi birisi yazılım üzerinden bir sorgulama yaparak Bursa’da hangi otobüsün kendisine yakın hangi duraktan saat kaçta geçeceğini öğrenebilir. Aynı şekilde bir yazılım kişilere kentte herhangi iki nokta arasında toplu ulaşım ile rota planlaması da yapabilir.

Trafik sorununa çözüm senaryomuzun ikinci ayağı, ısı haritası denen grafik gösterim şekli. Bir örneğini bu adresten görebilirsiniz. İsrailli girişim Waze, Türkiye’de de açık olan uygulamalarında yoğun trafikte yolunuzu bulmanız için gerekli navigasyon talimatlarını düzenlerken, trafik verilerini hiç alışık olmadığımız bir kaynaktan alıyor : kullanıcılarının cep telefonlarından. Uygulamayı kullanan her kullanıcı aynı zamanda bir veri kaynağı, an itibariyle bulunduğu konumu ve hızını Waze’e iletiyor. Böylece gerçek zamanlı bir trafik denetleme sistemine de sahip oluyorsunuz. Bir alanda ne kadar fazla insan birikimi varsa, o alan o kadar kırmızı (ısınmış) görünüyor. Şimdiki sistemde bu bilgileri kamu kuruluşlarından alıyoruz, oysa elimizde çok daha iyi bir alternatif var. Isı haritasının bir örneği yukarıda görülebilir.

Senaryonun üçüncü ayağı, deep learning (derin öğrenme) ve öneri motorları. Bir çeşit bulanık mantık ile çalışan ve artık tüm dünyada yazılım geliştiricilerin kullanabileceği web servisler ile teknoloji devleri Amazon, Microsoft veya Google tarafından sunulan yazılım algoritmalarından söz ediyoruz.

Son olarak, teknolojinin olmazsa olmaz dördüncü ayağına geliyoruz. Kullanıcılar, yani topluluk. Trafik sorununa çözüm olabilecek uygulamayı kullanan insanlar iki şekilde rol oynayabilir : cep telefonlarının Waze örneğinde olduğu gibi merkeze bilgi aktarması yoluyla ve hangi kullanıcıların işlerine hangi noktalar arasında seyahat ettiğini paylaşması ile.

Bursa’da arabayla işe gidiyorsanız farketmişsinizdir : çoğu araçta 1 veya 2 kişi var. Bu araçlar aşağı yukarı benzer noktalar arasında seyahat ediyor. Bursaray kullanıyorsanız, Bursaray’ın özellikle belirli saatler veya belirli duraklar arasında aşırı kalabalık olduğu size aşikar olmalı. Aynı şekilde, bazı şehir içi otobüs hatlarının çok az yolcu ile seyahat ettiğini de görmüş olmalısınız.

Yanlış anlamayın. Burulaş’ın böylesi bir hizmeti var. Bursa Ulaşım ve Burulaş Trafik adlı iki mobil uygulama.  Kullanıcı yorumları çok parlak değil. Ama daha önemlisi bu veri sadece Burulaş’ın kendi uygulamaları üzerinden erişilebilir halde, yani Bursa’daki ulaşım verilerini kullanarak herhangi bir yazılım geliştiricinin yazılım geliştirebilmesi olanaklı değil.

Bir başka deyişle veri “açık” değil. Oysa açık veri, birden fazla yazılım geliştiricinin insanların aktüel sorunlarına çözüm bulmasını sağlayabilir.

Şimdiye kadar alt alta yazdığımız şeyleri toplarsak, nasıl bir çözümümüz olur ?

  1. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Burulaş, şehirdeki toplu ulaşım verilerini bir servis ile dışarıya açabilir.
  2. Dışarı açılan veriler ile, BBB veya Burulaş, Bursa Ulaşım başlığı altında sunulan “Burulaş Trafik” ve “Bursa Ulaşım” uygulamalarının bir sonraki seviyeye geliştirilmesi için bir yazılım yarışması (Hackathon) düzenleyebilirler. Böylesi bir yarışma pek çok şirket ve bireysel geliştiricinin ilgisini çekecektir.
  3. Geliştirilen uygulama şu özellikleri kapsayacak şekilde, kullanıcı dostu olacak şekilde yapılandırılır :
    1. Herhangi bir vatandaş, cep telefonundan herhangi bir saatte kentte A noktasından B noktasına toplu ulaşım ile nasıl gideceğini   sorgulayabilir.
    2. Yazılım, gerçek zamanlı olarak kentteki trafik durumunu, yoğunluk içeren bölgeleri veya hafif raylı sistemin yoğunluk saatlerini gözlemleyerek sorgulamayı yapan kişiye alternatifli öneriler getirir. Örneğin saat akşamüstü 6 ise size Acemler kavşağını kullanarak 20dk’da, Dikkaldırım üzerinden giden bir otobüs hattını kullanarak 12dk’da gidebileceğiniz bilgisini anlık trafik verilerini de göz önüne alarak verebilir.
    3. Aynı yazılımdan araba kullanan insanlar da gerçek zamanlı trafik yoğunluğunu bölgesel olarak öğrenebilir.
    4. Yazılım, yapılan her sorgudan ve iletilen her veri parçacığından “öğrenir” ve önerilerini geliştirir. Daha çok hangi hatların tercih edildiğini, kentin uzun vadeli ulaşım ve yol altyapısı planlamasının nasıl yapılabileceği ile ilgili olarak yetkililere veriye dayalı öngörüler sunar.
    5. “Topluluk” bağlamı ile, birbirine çok yakın noktalardan her sabah ve akşam iş yerlerine seyahat eden araç sahipleri, ekonomik getiri yaratacak şekilde araçlarını paylaşmaya yönlendirilebilir. Bkz Bla Bla Car girişimi.

Kapalı bilgiler, kapalı ekonomiler gibi geride kalıyor. Bursa’mızı bir 21 YY kenti yapacak uygulamalara giden yol, bu konuyla ilgili altyapıları açmaktan geçiyor. Bu konulardan hasbelkader haberdar bizlere de elimizden geleni herhangi bir karşılık beklemeden yapmak düşüyor.