2011′de Fotoğraflarınızı Geliştirmek için 10 İpucu

Fotoğraf : D.B.Martin

1. Neden? Diye Düşünün

Neden fotoğraf çekiyorsunuz? Ne anlatmak istiyorsunuz? Fotoğraf sizin için ne ifade ediyor? Kendinizi geliştirirseniz ne ifade edebilir? Bu sorular üzerine bol bol düşünün.

2. Bir konu üzerine yoğunlaşın

Projeli çalışmanın önemini ne kadar anlatsam yetmez herhalde. Bir konu üzerine yoğunlaşın, sadece çekim yanını değil, kuramsal yanını da öğrenecek şekilde. Kısa da sürse, bir proje yapın.

3. Işıkla oynayın

Evde still life uygulamalarında bir masa lambasını kullanarak bile değişik fotoğraflar elde etmeye çalışın. Işığın yönüyle, mümkünse şiddeti ile oynayarak aynı konuyu farklı ışık koşullarında görüntüleyin. Nasıl görünüyor ? Gözlemleyin, sonra bunu dış mekan çekimlerinizde de uygulamaya çalışın.

4. En az iki fotoğraf kitabı okuyun

Bu kitaplar için bu sitedeki En İyi On Kitap seçkisine göz atabilirsiniz. Daha önce hiç fotoğraf kitabı okumadıysanız Fotoğraf Üzerine ve Camera Lucida ile başlayın, Sanatın Öyküsü ile devam edin derim.

5. Kendi çetenizi kurun

Hayır hayır, organize suçtan söz etmiyorum. Fotoğraf çetenizden söz ediyorum. Yukarıda yaptıklarınızı, okuduklarınızı paylaştığınız, fotoğraf konuştuğunuz beyin takımınızı kurun. Mümkünse 4-5 kişiyi geçmesin, okuyun, araştırın, fotoğraflara bakın, paylaşın. Henüz olmadıysanız, şehrinizdeki fotoğraf derneğinin etkinliklerine katılın, üyesi olun.

6. Güvenlik Bölgenizin Dışına Çıkın

Çekmeye alışık olduğunuz fotoğraf her neyse, gelecek yılda en az 5 defa onun dışına çıkın, başka bir stilde veya disiplinde fotoğraf çekin. Örneğin, ağırlıkla gezi/belgesel çalışıyorsanız, bir stüdyoda biraz zaman geçirmeyi ve çekim yapmayı deneyin, sizi zenginleştirdiğini göreceksiniz.

7. En az dört fotoğraf albümünü satın alın

Evet! Mümkünse az bulunur, ufkunuzu açan dört fotoğraf albümünü satın alın. Kitap basmak çok dertli, ama sizin gibi fotoğrafseverler bile kitaplara ilgi göstermez ise tam bir kabus! Fotoğrafçıları önce fotoğrafçılar desteklemezse, kim destekleyecek. Unutmayın.

8. Seçtiğiniz disiplin ile ilgili bir atölye çalışmasına katılın

Atölye eğitmeninin özgeçmişini araştırın ve gerçekten dolu bir eğitime (adı atölye konmuş üç günlük bir sohbete değil) katılın. Atölye sırasında mutlaka ödevler veriliyor veya sizin daha önceki işlerinizin değerlendiriliyor olmasına dikkat edin. Eğitim şart!

9. Sergilere gidin!

Kentinizde açılan her fotoğraf sergisine ve belli başlı merkezlerde açılan sergilere gitmek üzere kendinize bir kural koyun. İki ayda bir sadece bu amaçla şehir dışına çıkın, bir haftasonunda sergi gezin. Durun, düşünün, neden bu fotoğraf, neden bu sıralama, burada ne demek istemiş. Sergiyi okumaya, yorumlamaya çalışın. Her bir fotoğrafı 5 saniyede geçmek yerine, düşünün.

10. Fotoğraf yayınlarını takip edin

Fotoğraf Dergisi, PhotoWorld, Kontrast, Kadraj, İz, Fotoğraf Notları, Fotoğrafsız gibi dergilere abone olun. Dernek dergileri ve bültenler çoğunlukla ücretsizdir, isterseniz adresinize kadar gönderirler. Yayın politikaları birbirlerinden çok farklı bu dergileri alın ve okuyun.

Umarım yeni yılda yolumuz bir yerlerde kesişir.

Mutlu yıllar!

Utku

Reklamlar

Sevdiğim Yazılar : Altan Bal, Bir Yazı Bir Röportaj

Altan Bal (Fotoğraf : Fototrek.com)

Bu sitede bazen çok sevdiğim, fotoğraf üzerine söyleyecek sözü olan yazarları da tavsiye edeceğim. Sevgili Altan Bal da onlardan biri.

Fotoğraf Çekmeye Yeni Başlayanlar İçin Rehber: Fotoğraflarınızın Kelimenin Tam Anlamıyla Sıradan Olması için Yapmanız Gerekenler, fotoğrafa yeni başlayanlarca mutlaka okunması gereken bir rehber. Okuyun, fotoğraflarınız neden sıradan anlayacaksınız. Yazılanları harfiyen yapmanıza rağmen sıradan değillerse, Altan’ın yanısıra beni de bulun, bana da anlatın.

Bu nefis taşlamaya ilave olarak, Şule Tüzül’ün belgeselfotograf.com için Altan Bal ile yaptığı röportajı da kesinlikle okumalısınız. Oldukça uzun, ama bence her satırı değerli bu röportajın hayatla ve fotoğrafla derdi olanlar için özel bir anlamı var. Buradan ulaşılabilir.

Bu arada, hala Kontrast, Kadraj gibi dergileri almıyorsanız, bence artık zamanıdır.

Fotoğrafa yeni başlayanların en çok yaptığı on yanlış

Amatör fotoğrafçılık, dünyanın hiç görmediği bir hızda büyüyor.

Tüm dünyada 2008 yılı boyunca on milyona yakın DSLR satıldı. Bu 1980 – 1999 arası satılan toplam profesyonel filmli SLR sayısına eşit. Türkiyede, fotoğraf paylaşım sitelerine abone olan insanların sayısı 250.000’i geçiyor. Bununla birlikte kişisel web siteleri artmakta, insanlar her gün binlerce fotoğrafı Flickr, Fotokritik gibi sitelere yüklüyor.

Virgul.com‘a göre, sadece Fotokritik sitesinin 175.000 üyesi var, her gün 745.000 sayfa ziyaret edilmekte, 45.000 değişik insan tarafından. Diğer siteleri de katarsanız, ne kadar büyük bir kitlenin amatör fotoğrafçılıkla ister düşük, ister yüksek seviyede olsun hobi olarak ilgilendiğini anlayabiliriz.

Nicelik niteliğin önünü açacaksa eğer, neden fotoğraf kalitesinde, üretilen işlerin orjinalliğinde, bakışın öznelliğinde bir artış yok? Neden yeni başlayan tüm fotoğraf meraklılarında gelişme yolları birbiri ile aynı ve bu yollar hep aynı yere, diğerlerinin çalışmalarının kaba kopyalarına çıkıyor?

Yeni başlayan fotoğraf meraklılarının çoğu aynı hataları yaptıkları için.

Karşılaştığımız önemli sorunlar, onları yaratırken kullandığımız bilinç düzeyiyle çözülemez. -Albert Einstein

Fotoğraflarınızın makinenizin kalitesi ile ilgisi yok. İyi fotoğraflar çekebilmek için gereken zihinsel donanıma ne kadar sahipseniz fotoğraflarınız o denli iyileşecektir.

Aşağıda yeni başlayan arkadaşların en çok yaptığı hatalara dair kişisel gözlemimden çıkan bir listeyi paylaşıyorum. Yoruma elbetteki açık ve yorumlarınızı paylaşırsanız hep birlikte tartışabiliriz.

1. Fotoğrafı makinenin çektiği şey sanmak

En çok yapılan hata bu! Fotoğrafı makineler çekmez, fotoğrafçılar çeker. Uzunca bir alıntı/yazı karışımı burada mevcut. Ama fotoğraf makinesinin teknolojik karmaşasına aldanıp, makinenin fotoğrafta fotoğrafçının kendisinden daha fazla rol üstlendiğini zannetmek ilk ölümcül hata. Bu hataya düşüyorsanız, diğerlerine zaten sıra gelmiyordur. Bu hataya düşüldüğünün müspet kanıtı şudur, kişi daha iyi fotoğraflar üreten bir başkası hakkında şunu söyler : “Elbette onun fotoğrafları daha iyi olur, çünkü makinesi (veya objektifi) daha iyi”. Fotoğraf tüm bunlardan çok önce bir tek kelime ile ilgilidir : Vizyon. Bu makine ile çekim yapan ama derdi birşeyler anlatmak olan birisi, Canon Eos 5D MII ile etrafta dolaşan fötr şapkalı makine fetişistinden daha iyi işler çıkartır. Ara Güler’in dediği gibi, iyi fotoğrafçı dikiş makinesiyle de çeker.

2. Sabır yoksunluğu

Sebastiao Salgado, Afrika, Mülteci Kampları
Sebastiao Salgado, Afrika, Mülteci Kampları

Dijital dünyanın, internetin, televizyonun ve modern zamanların her türlü yeni icadının dünyaya en büyük hediyesi hızlı tatmin. Çok hızlı tatmin oluyoruz artık, oldukça da daha hızlı tatmin arıyoruz. Bu durum fotoğraf için de aynen geçerli. Dün fotoğraf makinesini aldıysanız, sırf reklam öyle söylüyor diye bugün fotoğraflarınızla dünyayı sallayabilirsiniz. Eğer durum buysa, neden bütün büyük fotoğrafçılar çok uzun bir öğrenme eğrisinden geçip projelerine yıllarca emek vermektedir?

Fotoğraf, ister tek bir fotoğrafı beklerken, ister uzun öğrenme dönemi boyunca, ister projeler tamamlarken bir öğrenme sürecidir. Bir sanattır, soyut ve kişiseldir. Bu nedenle de biriktirmesi, oluşturması sabır ister. Sebastiao Salgado, BBC muhabirlerinin iki saat geçirip helikopterle ayrıldıkları mülteci kamplarında 40 gün kalmıştır. Muhtemelen aynı nedenle, son projesi 12 yıl(!) sürmektedir.

Sabredin. Sadece projelerde değil, çekimlerde de. Fotoğraf çekimlerinde bir konu üzerinde o anı yakaladığınızı hissedene kadar çalışın, gerekiyorsa o akşam eve tek bir iyi fotoğrafla dönün. Bu, vasat düzeyde on fotoğrafla dönmenizden çok daha iyidir.

Bu yolculukta herkesin hala öğrenci olduğunu, hepimizi orjinal kılabilecek olan yegane şeyin de bu “öğreniyorum” hali olduğunu unutmayın.

3. Temel fotoğraf eğitimini gereksiz görmek

İnsanlar gitar çalmak için kursa gider, ehliyet almak için kursa gider, yemek yapmayı kitaptan öğrenir, ancak makineyi eline aldığında herkes fotoğrafçı olur! Ne demek istediğimi biliyorsunuz. Mutlaka bir yerlerden temel fotoğraf eğitimi alın. Türkiye’de bu işi iyi yapan özel merkezler ve fotoğraf dernekleri var, aynı zamanda bu işi çok kötü yapan “sanat kursları” da mevcut. Eğitim alacağınız merkezin yılda kaç kişiye bu eğitimi verdiğini, eski öğrencilerinin işlerini ve eğitmenlerin geçmişlerini mutlaka öğrenin. Ama kesinlikle temel fotoğraf eğitimi alın. Bu eğitimi veren dernekler için TFSF sitesinden oturduğunuz ildeki derneğin iletişim bilgilerini alabilirsiniz. Bursa’da yaşayanlar için, adres BUFSAD. Bu eğitimi son derece kaliteli veren özel merkezler de mevcut elbette.

4. Akıl Hocası bulmamak (Akut Mentör Yetersizliği)

Temel fotoğraf eğitimi sizi bir yere kadar getirir. Atölye çalışmaları ve ileri eğitimler de öyle. Kendinize, seçtiğiniz disiplinde fotoğraflarınızı yargılayacak ve size yön verecek bir usta bulun. Tüm sanat dallarında tarih boyunca eğitim hep usta/çırak ilişkisi ile yürümüştür. Fotoğraflamak istediğiniz konuları bulun, onları nasıl çekeceğinize dair kafanızda taslaklarınız olsun, sonra mutlaka kendinize bu konulara dair daha önce çalışma yapmış veya size tavsiyede bulunabilecek kişileri bulun ve size yol göstermelerini isteyin. Fotoğraflarınızı değerlendirmelerini isteyin, eleştrilerinden ders çıkartın. Işığın bol olsun’a pek benzemez bu eleştriler, hazırlıklı olun. Usta bir fotoğrafçının bir tek sözü, sizin fotoğraflarınıza bütün bakışınızı değiştirebilir. Sizin tarzınızı anlar, ona göre yol gösterir. Doğru ustayı bulmak biraz da şanstır, ama içgüdülerinize güvenmelisiniz. Bilhassa benim gözlemim şudur, doğru şekilde yaklaşılırsa bütün üstatlar memnuniyetle yol gösterir. Bunu kendi yararınıza kullanın.

5. Başkalarının çektiği gibi fotoğraflar çekip alkış peşinde koşmak

Türkiyedeki amatör fotoğrafçılarda en sık rastlanan durum. Yukarıdaki madde ile çeliştiğimi sanmayın, insanın ustasına öykünmesinde ve sonra onu aşmasında sorun yok. Esas problem, hiç bitmeyen bir yarış ortamında herkesin herkesi taklit etmesidir. Siz kendiniz olun. Fotoğrafta teknik veya estetik olarak kopyalamak kolaydır. Ansel Adams’ın 80 sene önce çektiği fotoğrafları yeniden çekmek için yıldız diyagramlarından yararlanan, sonra da açıklar/koyular vb. iyi çıkmadı diye hayıflanan salaklardan burada söz etmiştim. Fotoğrafta taklit kolaydır, zor olan duyguyu iletmektir. Duyguyu iletebilmek için fotoğraflarınızla birşeyler söylemeye istekli olmanız gerekir. Fotoğraf bir dildir, ancak sizin söyleyecek bir şeyiniz yoksa neyi duyarsa tekrar eden bir papağan olursunuz.

6. Photoshop’ta hallederiz sendromu

Bu rahatsızlıktan muzdarip olanların 5 gün boyunca 5 vakit karanlık odaya girmesi esastır. Tedavisi budur. Şaka bir yana, çekildiği anda kötü olan bir fotoğrafı saatler süren photoshop masajı dahi kurtaramaz. Hatta genellikle sonuç başlangıçtan daha kötü olur. Fotoğrafın kadrajlaması dahil her detayını, fotoğrafı çekmeden önce düşünün ve uygulayın. Ayıklamalar, rahatsız eden veya katkıda bulunmayan detaylardan kurtulmak veya katkı koyan bazı elementleri fotoğrafa eklemek elbette photoshopta yapılabilir, ancak fotoğrafınız öncelikle gerçek, sonra samimi olmaz.

Bu madde, söz gelimi İlke Veral gibi sanatçıların manipülasyon ile ulaştıkları sanat seviyesi için elbette geçerli değildir. Onlar photoshop’u, bir ressamın fırçası gibi kullanmaktalar, hatalarını örtmek için değil.

Fazlasıyla felaket photoshop hataları görmek isterseniz buraya tıklayın.

7. Kompozisyona önem vermemek ve ayıklama yoksunluğu

Resim bir dahil etme sanatıdır. Fotoğraf ise çıkartma. Einstein’in dediği gibi, herşey mümkün olduğunca sadeleştirilmeli, ancak asla daha fazla basitleştirilmemelidir. Fotoğrafta da durum bu. Kötü fotoğraflar çekmenin en kısa yolu, herşeyi bir fotoğrafın içine sokmaya çalışmaktır. Sadeleştirin. Bu asla bir fotoğrafta tek bir element olsun, geri kalanın hepsini atın demek değildir, ancak fotoğrafa katkıda bulunmayan elementleri fotoğrafı çekerken, bu tip öğelerin bulunduğu fotoğrafları sonradan seçerken eleyin.

Kompozisyon, öğelerin anlatıma yardımcı olacak biçimde kadraj içinde düzenlenmesidir. Buna enstantane etkileri de dahil. 163571333-L163571326-LDolayısıyla her türlü kompozisyon elemanının, gözün anlık süzgecinden, kumpasından geçip öğeleri doğru şekilde yerleştirmesi gerekir. Yanda perspektif öğesi yanlış kullanıldığından, lekeleri üst üste binmiş bir fotoğraf ile doğru uygulamasını görüyorsunuz. Aynı bunun gibi, fotoğrafta hangi öğeleri biraraya getirip getirmeyeceğinizi söyleyen kompozisyona vereceğiniz önem, fotoğraflarınızda mesafeyi daha hızlı katetmenizi sağlayacaktır. Kompozisyon öğrenmek için hangi kitapları okuyabilirim diyorsanız, buraya tıklayın.

8. Yeterince (değişik) fotoğrafa bakmamak, yeni bakışların peşinde koşmamak

Size bir sır vereyim, neredeyse bütün iyi fotoğrafçılar (istisnai deha Koudelka hariç) çektikleri kadar çok fotoğrafa bakarlar. Bu fotoğrafınızı beslemenizin en etkin yollarından biridir. Seçtiğiniz disiplinde ne olup bitiyor, dünyada hangi fotoğrafçılar neler yapıyor bunları takip etmeniz gerekir. Internetin de etkisi ile artık bu çok kolay. Magnum in Motion‘da podcastlere üye olabilir, Steve McCurry‘nin son işlerini takip edebilir, söz gelimi doğa fotoğrafını seviyor iseniz Frans Lanting‘in National Geographic’te son yayımladığı makalelere ulaşabilirsiniz. Google Reader gibi programlar yardımıyla başka fotoğrafçıların bloglarını takip edebilirsiniz. Bunların hepsi, size ve fotoğrafınıza anlatmakla bitmez katkılar sağlayacaktır. ICP‘nin Infinity Award ödüllerini takip edebilir, fotoğraf dünyasındaki son ödül ve gelişmeleri Lightstalkers‘dan izleyebilirsiniz. Belgesel fotoğrafçılık seçilmiş disiplininiz ise, MediaStorm size yeni ufuklar açacaktır, özellikle multimedya çalışmaları konusunda. Bakışınızı yenilemek için, kendiniz olup yeni ufuklara açık olmayı sürdürmelisiniz. Kendi tarzınız, zihninizin çeşitli kaynaklardan topladığı özgün bileşim anlatmak istedikleriniz ile bütünleştiğinde oluşacaktır.

9. Işık bilgisine sahip olmamak

Sadece bunu bilirseniz dahi yeterli. Buna inanın, ışık bilgisine sahip olmadığı halde fotoğraf çekmeye çalışan ve sonra neyin yanlış olduğunu merak eden o kadar çok insan var ki… Işık, özellikle doğal ışık en çok kullandığımız kaynaktır. Ancak ona ulaşabilmeniz için sabırlı olmanız gerekir. Doğru zamanda doğru yerde olmak için çaba sarfetmeniz gerekir. Bir örnek vereyim; tanıdığım bir fotoğrafçı var, yakınlarda bir köyde fotoğraf çekmeye gidiyor… Saat 10.00, doğal olarak güneşin ışığı güçlü ve fazla konstrastlı, aşırı parlak bir hava. 6 saat uğraşıyor, akşama kadar, bir kaç portrenin haricinde (onlar da kötü) hiçbir şey yok. Bir başka fotoğrafçı daha var, sabah saat 03.00’te kalkıyor, 03.30’ta kahvaltı bitiyor, 04.00’te yola çıkıyor, 05.00’te fotoğraf çekeceği yerde, 05.30’da fotoğrafını çekiyor, 07.00’de dönüşe geçiyor. Fotoğraf muhteşem, çünkü ışık doğru. Bunun üzerine düşünün. Cephe ışığında portre çektiğinizde neden iki boyutlu bir etki elde ediyorsunuz ve neden portreleriniz yanal ışıkta daha derinlikli görünüyorlar ? Işığı anlamak ve fotoğrafa yansıtabilmek pek çok insanın hiç düşünmediği bir konu. Siz onlardan olmayın.

10. Fotoğrafın/Sanatın entellektüel yönüne önem vermemek

Zurnanın zırt dediği yer burası. Memleketçe hastalığımız. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak. Hepsiyle özetlenebilir. Fotoğrafların ışığına yorum yapar, ama daha Rembrandt‘ı duymamıştır. Açık / koyu dengesinden konuşur, Caravaggio‘dan haberi yoktur. Gerçekçilikten söz eder, ama neredeyse tüm 20. YY Amerikan belgesel fotoğrafına ilham kaynağı olan Edward Hopper‘ı bilmez. Sadece resim bilgisinden de söz etmiyorum, Fotoğraflar Neyi Anlatır umursamaz, sanat tarihi‘ni daha yükseğine puanı yetmeyen üniversite öğrencilerinin girdiği ucube bölüm filan zanneder, sonra da eşinin dostunun sitedeki fotoğraflarının altına bunu yazar.

Sontag, Barthes, Benjamin, Gombrich… Size güzel fotoğraflar çektirmezler, ancak fotoğrafı içinize güzel çekmenizi sağlarlar. Düşündürürler. Değiştirirler. Okuyun. Merak edin. Araştırın. Fotoğraf bir sanattır, ve sanatta uzun adımlar, büyük sıçramalar değil, mantıklı ilerlemeler vardır. Şimdi kendi kendinize keşfettiğiniz kavramın bir ucu, bundan üç yüz yıl önce Avrupa’nın köhne bir çiftlik evinde bir adamın tuvale boya sürüş biçimine dayanıyor olabilir. Hiçbir şey, diğerlerinden bağımsız değil. Bunu düşünün.

Genel kuralla bitirelim : Emek yoksa, hasat yoktur.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Utku