Bir 35mm / Dijital SLR Sistemi Kurmak…

Bana seminerlerde en çok sorulan sorulardan bir tanesi, “hangi makineyi almalıyım?” oluyor. Bu makaleyi de bu soruya yanıt vermek için yazıyorum.

Bu yazıda en azından belli parametreleri pas geçtiğimizi varsayacağım, örneğin kompakt makineler veya prosumer tipi dijitaller (örnek:  Canon G10) bu yazının ilgi alanının dışında kalıyorlar. Ancak bir dipnot eklemeden de geçmeyeyim : Bu makineler artık SLR’lerin yapabileceği şeylerin çoğunu yapıyor.

Dolayısıyla, şimdi sorumuza geliyoruz  : Diyelim ki fotoğrafçılık bir süredir ilginizi çekiyor, yeni başladınız, öğrenmek istiyorsunuz, boynunda makineyle haftasonları diyar diyar gezen o adam/kadın siz olmak istiyorsunuz, veya bilmem hangi büyük elektronik dükkanı acayip kampanya yapmış ve siz de (aslında varolmayan) bir ihtiyacınızı keşfettiniz vs…

Sonuçta bir SLR (single lens reflex) almak istiyorsunuz.

Çok önemli başlangıç noktası : Eğer sizin değil de makinenizin iyi fotoğraflar çekeceğini düşünüyorsanız, hemen durun. Fotoğrafı makineler çekmez, insanlar çeker. Bu sitedeki diğer yazılar size konuyla ilgili fikir verecektir.

Bununla birlikte, fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlayan kişilerin en önemli dayanak noktası ekipman temalı konular olmaya başlıyor, hangi makine, hangi objektif, hangi plugin, hangi halı değil, hangi gümüşsuyu gibi…

Bir SLR almak, herşeyden önce bir sistem kurmaya doğru atılan en önemli adımdır. Dolayısıyla, farklı uygulamalar farklı ekipman gerektirir. Şunu aklınızdan çıkarmayın lütfen : siz bir makine almıyorsunuz, bir sistem kuruyorsunuz. Hangi makine markasını tercih ederseniz edin, bu gerçek değişmez.

Ana kural : Bir ekipman satın almadan önce, ona neden ihtiyacınız olduğunu bilmelisiniz.

Öncelikle, yatırım yapmaya başlayacağınız markaya karar verin. Pek çok insan Canon veya Nikon ile başlar, ancak bu Pentax, Sony, Olympus gibi markaların kötü oldukları anlamına gelmesin. Dediğim gibi, siz bir sisteme yatırım yapmaya başlıyorsunuz, aynı Microsoft Office veya AutoCAD kullanacak kişilerin gidip Windows alması gibi. Bir not daha : Herhangi bir makine markası, günümüzde diğerine tur bindirmemektedir. Yani Nikon veya Canon’dan hangisi ile başlayacağınız mühim değil, hangisi hoşunuza gittiyse, bütçenize hangisi uygunsa onu alın.

Kolay başlangıçlar : Bir Makina ve Bir 50mm (veya dengi) objektif ile başlayın

İşte bu kadar kolay! Size satılan o zoom objektifi de alabilirsiniz, ancak sabit bir fokal ile, özellikle normal objektif ile başlamak perspektifinizi geliştirecektir. Normal objektifler (veya denkleri) son derece ucuz olduğu için, o kadar maliyetli bir sisteme de ihtiyacınız bulunmaz. Size “ama bu zoom sizin almak istediğiniz 50mm’i de, 18mm’i de, 70mm’i de kapsar” diyen satıcıyı boşverin.

Dijital makinelerde bulunan kırpma çarpanı özelliğinden ötürü, 50mm normal açısını elde edebilmek için 30mm – 32mm aralığında bir objektif  kullanmanız gerekir. Endişelenmeyin, böyle objektifler de gayet uygun fiyatlarla bulunuyor. İşte bir örnek, burada.

Eğer illa o zoom objektifi aldıysanız, işte size çözüm : zoom halkasını 50mm (veya DX formattaki dengi) değerine zoomlayıp, bantlayın!

Buradaki ana fikir şu, 50mm ile başlarsanız geniş açı ve dar açıdaki sonradan yapacağınız ekipman yatırımları size daha anlamlı gelecek, perspektif duygunuz ve kadraj yeteneğiniz otomatik olarak gelişecek ve sabit odaklı objektiflerin kalitesinden ötürü fotoğraflarınızın teknik kalitesi artacaktır. Böylesi bir avantajı çok ucuz bir yatırım ile elde edebilirsiniz.

Film kullananlar için, bedava dijital full frame : Renkli negatif çekin, sonra da filmi banyo ettirdiğiniz yerde fotoğrafları CD’ye taramalarını isteyin. Taramayı hemen yıkama sonrasında yaptıkları için, fotoğraflarınız toz kapmadan TIFF / Yüksek Kaliteli JPG olarak taranacaktır : Bingo! Sudan ucuza bir full frame dijital SLR’niz oldu.


50mm Etkisi
Fotoğraf : Zanthia

İkinci adım : Biraz Aksesuar Alın

Ciddi fotoğrafçılar genellikle makine kılıfları kullanmazlar. Çanta konusunu ise önümüzdeki satırlarda göreceğiz. Başlangıç için, gidip kendinize iyi bir mikro fiber temizlik bezi alın. Her kullanımdan sonra objektif ve makinenizi temizlemek üzere. (Dikkat : Makinenin ayna aksamına dokunmayın). Bu yaklaşık 5 TL’lik yatırım, kullanıldığında makinenizin ömrünü iki kata kadar uzatabilmektedir. Kullanın.

Objektifinize uygun bir UV filtre edinin. Polarize filtreden şimdilik uzak durun.

Ve son olarak : Film veya hafıza kartı alın. Eğer dijital çekiyorsanız, önerim RAW+JPG çekmenizdir, ne yaptığınızı biliyor hale gelene kadar. Bunun içinde kapasitesi geniş hafıza kartına ihtiyacınız olacak.

Vee… Action

Artık bir 50mm objektifiniz ve makineniz olduğuna göre, fotoğraf çekmeye başlayabiliriz. Kolay konular seçin ve projeleştirin, evdeki veya işyerindeki arkadaşlarınız, alçak bakış noktasından (evet, dizlerinizin üstüne çömelin) şehir fotoğrafları veya gölgeler gibi… Fotoğraf gezilerine katılın, başkaları zoom objektifin sırlarını çözmeye çalışırken siz kadraja ve fotoğrafınıza odaklanın. Objektifiniz 1.8 diyaframa açılabildiğinden, düşük ışık koşullarında dahi sonuç alabilirsiniz. Fotoğraf çekin, fotoğraf çekin, fotoğraf çekin. Çekerken kullandığınız parametrelere dikkat edin, fotoğrafın kompozisyonuna dikkat edin. Eğer zoom yapmaya gereksinim duyuyorsanız, bir zahmet yürüyerek yaklaşın, veya uzaklaşın.

Eğitim Alın

Fotoğraf makinesi alırken fotoğraf makinesinden daha önemli bir şey varsa, bu fotoğraf eğitimidir! Fotoğraf derneklerinden veya özel merkezlerden alabilirsiniz. Kitaplardan da kendi kendinize bazı kavramları öğrenebilirsiniz. Ancak ne olursa olsun, eğitim alın. İyi bir daktilo almak sizi yazar yapmaz. Bu fotoğraf için de geçerlidir. Fotoğraf eğitimi, yalnızca fotoğraf eğitimi veren yerlerin insiyatifine bırakılamayacak kadar önemli olduğundan, bu listedeki kitapları okumanız da özellikle önerilir.

Bir Tripod Edinin

Bir tripod edinmek, sizi uzun pozlamalar yapmanıza olanak tanıyacaktır. Bütçenize göre türlü çeşitli tripodlar bulabilirsiniz.  50TL’lik Çin malı tripodlardan 1.000 TL’lik Gitzo / Manfrotto marka tripodlara kadar çok çeşitli ürünler var. Önemli olan şu, fotoğrafçılığınız ilerledikçe başka tripodlara da (veya monopodlara) ihtiyaç duyabilirsiniz. Şimdilik sizi idare edecek bir şeyi alın yeter.


City Night, Jiji


Proje : Gece ve Şehir

Bu projenizde, öncekilerden ziyade geceleyin, uzun pozlamalar yaparak fotoğraflar üretin ve sonuçları gözlemleyin. “Mavi saat” diye tabir edilen, gün batımının hemen sonrası veya gün doğumunu hemen sonrası bu konuda size çok güzel ışık koşulları sunacaktır.

Bir Geniş Açı Objektif Edinin

Tüm yukarıda anlatılanlar, şimdiye kadar tahmin etmiş olabileceğiniz gibi adım adım bir gelişmeyi sembolize etmektedir. Ekipman almak için acele etmeyin, öncelikle elinizdeki ekipmanlarla ne yapabileceğinizi değerlendirin.

Eğer yukarıdaki projeleri tamamladıysanız, normal objektif ile önemli bir mesafe katettiniz demektir. Şimdi sırada geniş açı bir objektif var. Gelişmekte olan bir fotoğrafçı olarak, geniş açı kullanırken en önemli önceliğiniz ön planı dolduracak ilginç nesneler bulmaktır. Bulamıyorsanız, muhtemelen kendinizi düz, kartpostal türü bir fotoğrafa bakarken bulacaksınız. İlginç bir nesne bulduğunuzda yaklaşın ki, nesne karenin en azından üçte birini doldurabilsin.

Hangi fokal uzunluktaki objektifi almalısınız? Başlangıç için (yine full frame dengi olarak) 24 veya 28mm bir geniş açı, sabit odaklı objektif işinizi görecektir. Bütçenize göre karar verin. Epey bir miktar fotoğraf çektikten sonra daha da geniş ve dramatik etki bırakan 18-20mm bir objektifi de edinmek isteyebilirsiniz.

Geniş açı proje : Şehir ve İnsanlar

Kentte dolaşarak, insanları doğal ortamlarında fotoğrafladığınız bir seri fotoğraf üretin. İnsanlara geniş açı objektifiniz ile yaklaşın, makinanızı kişiye 20cm kadar yaklaştırmayı ve bu şekilde fotoğraf çekmeyi öğrenmelisiniz.

Fotoğraf : A Glimpse of the World


Bir Tele Objektif Edinin

Muhtemelen, artık bir 100mm civarı objektif edinmeniz uygun olacaktır. 100mm fokal uzunluk, ucuz ancak tele objektiften beklentilerinizi karşılayacak kadar da dar açı sağlar. Aynı zamanda, 90-100mm objektifler ideal portre objektifleri olarak tanımlanır.

Tele Proje : Portreler

Çevrenizdeki insanların yüz ve büst portrelerini, yeni edindiğiniz objektifiniz ile çekin.

Fotoğraf : Prosto


Bir Fotoğraf Makinası Çantası Edinin

Bir çanta, tüm ekipmanınızı birlikte tutması açısından gezilerde ve evde saklarken kolaylık sağlar. SLR sisteminizin büyüklüğüne göre bir çanta edinin. Lowepro başta olmak üzere, her tür makine için 50-100 TL arasında iyi bir çanta bulmak mümkündür. Araştırın, bütçenize uygun olanı alın.

İkinci Bir Gövde Edinin

İkinci bir fotoğraf makinası, sizi fotoğraf gezilerinde rahatlatacak ve çok daha esnek çalışmanızı sağlayacaktır. Birinde geniş diğerinde dar açı takılı iken, bu iki objektifle de daha önce yaptığınız projelere müteşekkir olarak, gördüğünüz fotoğraf olasılıklarının üzerine daha esnek gidebilirsiniz. Ama böyle bir bütçeniz yoksa da bunu sorun etmeyin.

Şefin Spesiyalleri : Macro, Zoom, Tilt-Shift, Flaş

Eğer gerçekten özelleşmiş türdeki fotoğraflara ilgiliyseniz, söz gelimi böcek fotoğrafları gibi, o zaman bunlarla ilgili ekipmanı edinmeniz önerilir. Aynı şekilde, paranız bolsa ve tembelseniz, gidip pahalı bir zoom lens alın. 1000 – 2000 USD arasındaki zoomlar, size bugün fotojurnalistlerin keyfini çıkardığı esneklik ve hızın yanında kaliteli görüntüleri de verebilir. Benzer anlamda, mimari fotoğraflar ilginizi çekiyorsa, tilt-shift objektifler geniş veya dar açılardan kaynaklanan perspektif bozulmalarını giderecektir.

Ancak unutmayın, yukarıdaki spesiyaller ancak onlar üzerinde çok fazla zaman harcayacaksanız gereklidir.

Bitirirken : Aslında ne oldu?

Farkında değilseniz ben tekrar hatırlatayım : Bir SLR sistemi kurmak, her bir ekipmanın tek tek hakedilerek, yani ekipmanın özellikleri bütün anlamları ile kullanıma sokulup yararlanıldığında uzun bir yolculuktur. Aynı zamanda da günümüzde size herşeyi aynı anda satmaya çalışan (ve sonunda kendinizi evde nerede kullanacağınızı bilmediğiniz ekipmanlarla başbaşa bulduğunuz) anlayışın tersine, adım adım, ağır ağır acele eden bir anlayıştır.

Önemli olan fotoğraf üretmektir ve en iyi makina yanınızda olandır.

Bütün bu sistemi kurduktan sonra, kuvvetli olasılıkla bazı ekipmanları çok çok fazla kullanacaksınız, bazılarını ise hiç. Kullanmadıklarınızı elinizden çıkarın, ekipmanınızı sadeleştirin. Kendi sesinizi bulun, ve onunla çekmek istediğiniz türden fotoğrafları üretin.

T.S.Eliot’un bir sözüyle bitirelim : “Keşfetmekten asla vazgeçmemeliyiz, çünkü bütün keşiflerimizin sonucu; yola çıktığımız noktaya varmak ve orayı ilk kez tanımak olacaktır.”

Aslında ihtiyacınız olmayan şeylere ihtiyacınız olmadığını bilmek, kendi başına bir bilgeliktir. Bu yolu izlerseniz, umuyorum ki sonunda siz de o bilgeliği bulacaksınız.

Okuduğunuz için teşekkürler,

Utku

Reklamlar

Basitlik

Basit bir makinanın, çok ama çok az düğmesi, düdüğü ve işlevi bulunur. Aşağıda Leica M6’nın bütün kontrollerini görebilirsiniz. Hepsi bu kadardır. Aynı tür bir tasarım, Nikon FM2 veya Nikon FM10’larda da bulunabilir.


Leica M6 TTL Kontrolleri
Leica M6 TTL Kontrolleri



Giriş

Basitlik, fotoğrafçılıktaki en önemli konseptlerden biridir.

Basit fikirler güçlüdür. Onları daha da basit ifade etmek, fikirleri berraklaştırır. Sade kompozisyonlar bu berraklığı daha güçlü kılar. Bütün bunların hepsi, sonunda daha fazla beğeni alan, sergilenen ve yarışmalarda ödüller alan fotoğrafları oluşturur.

Bu yazı, bu konseptin daha az bilinen ancak bilindiğinden de az uygulanan kısmı ile ilgilidir : Ekipmanınız basitleştikçe, tecrübeleriniz zenginleşir ve fotoğraflarınız güçlenir. Yanınızda taşıdıklarınız ekipman olarak azaldıkça, fotoğraf olarak daha fazla şeyle geri dönersiniz.

Dolayısıyla bu yazı, ekipmanın sadeliğinden bahsetmektedir. Başka bir yazıda da fikirlerin ve uygulamanın sadeliğinden söz edeceğiz.

Çok fazla ıvır zıvır

Eğer hangi ekipmanınızın eksik olduğuna takılmak yerine, mevcut ile ne yapabileceğinize odaklansaydınız, fotoğraflarınız bugün olduklarından çok daha iyi olurdu.

Daha fazla ekipman satın alıyoruz çünkü daha geniş bir ekipman yelpazesinin daha fazla koşulda işimize yarayabileceğini düşünüyoruz. Herşeyi dahil edebilmek için ultra geniş açıların, iyice yakınlaşabilmek için süper zoom’ların peşinde koşuyoruz, dünyada otururken ayı çekebilelim diye.

Yanlış.

Herşey için hazırlanmaya çalışmanın en doğal sonucu, sonunda hiçbir şey için hazır olmamaktır.

Sonunda kendinizi, doğru dürüst bir fotoğraf fırsatını göremeyecek kadar fazla ekipman taşıyor olarak bulursunuz. Bütün zamanınızı makinenizi ve ekipmanlarınızı düşünerek geçirir, doğal olarak ta fotoğraflarınızı düşünmezsiniz.

Bu çok ciddi bir sorun. Günümüzün amatör fotoğrafçıları, makinelerinin ve objektiflerinin ayarlarının, fotoğraflarına neredeyse hiçbir etkisi olmadığını göremiyorlar bile.

Bir itirafta bulunayım : Gerçek anlamında fotoğraf konuşan biriyle, fotoğraf dünyasında karşılaşmak çok nadir hale geldi. Bunun yerine, karşılaştığımız insanların büyük çoğunluğu makine özelliklerinden, photoshop eklentilerinden ve HDR yazılımlarından bahsediyor.

Oysa denklem basit :

Ekipmanınızı daha çok düşündükçe, fotoğraflarınızı daha az düşünürsünüz.

Yanınıza daha az ekipman aldıkça, daha iyi fotoğraflar çıkma olasılığı artar.

Neden?

İnsanlar aynı anda tek bir şeye tam olarak odaklanabilmeye, bir çok şeye tam olarak odaklanabilmeye kıyasla daha yeteneklidir. Bu derin düşüncedir.

Sir Isaac Newton cebir’i bulduğunda, 24 saat süren kesintisiz bir düşünce sürecinden geçmişti. Derin düşünceden bunu kastediyorum.

Dışarıda çekimdeyken, birden fazla gövde, objektif veya ıvır zıvır dikkatimizi fotoğrafın konusundan ekipmana yöneltir. “Diğer objektif ile denesem ne olur”, “acaba daha mı fazla ISO’da çeksem” vs.

Daha da kötüsü, fotoğrafçılığın bugünkü durumu amatör fotoğrafseverlerin dikkatini daha da fazla dağıtacak tuzaklarla dolu : “raw mı çekmeliyim bu fotoğrafı?”, “belki AdobeRGB’de bir defa daha denemeliyim”, ya da en kötüsü “şimdi bu tripod pozisyonunda 30 dakika boyunca 500 fotoğraf çekip, sonra onları HDR ve panfocus tekniği ile yapıştırsam iyi fotoğraf olur!”

Zihinlerimiz bununla dolu olduğundan, fotoğrafa ya da konuya odaklanamayız.

İnsanların yaptığı en aptalca şey, daha iyi fotoğraf için düşünmek, daha iyi bir açı aramak, daha iyi bir kompozisyon kurmaya çalışmak için 30 saniye  geçirmek yerine, 30 dakia boyunca 500 fotoğrafı nasıl birleştirebileceğini düşünmektir.

Fotoğrafta çekmek her zaman işin kolay kısmıdır. Zor olan görmektir. Fotoğrafı çekme işlemine bütün zorluğu yüklerseniz, fotoğrafı görmek için yer kalmayacaktır.

Aynı şekilde fotoğrafı aramak için geçirmeniz gereken zamanı, fotoğrafı çekme işleminin kendisine ayırırsanız, ne kadar zaman ayırırsanız ayırın fotoğrafınız berbat olacaktır.

Fotoğraf konunuzla, kompozisyon ile, jest, mimik, ışık, bakış noktası, etki, perspektif, denge, renk, leke, zamanlama, negatif boşluk, doku, çizgiler ve geometri ile ilgilidir.

Bu nedenle iyi fotoğrafçılar ekipmandan bağımsız olarak iyi fotoğraflar üretebilirler. Bir iPhone ile olsa dahi. Mesele görmektir, çekmek sonra gelir.

Bu nedenle basitlik bu kadar önemlidir, çünkü elinizde dikkatinizi verecek ekstra ekipmanlarınız bulunmaz.

Benim fotoğraflarım, bilinçli olarak az ekipman taşımaya başladığımdan bu yana iyileşti.

Siz de deneyin, sonucu siz de farkedeceksiniz.

Kaynak : kenrockwell.com

Objektif mi, Makina mı? Bütçesini düşünenler için bir rehber

İnsanların fotoğraf ekipmanı satın alırken en çok sordukları sorulardan biri şudur : Hangi makinayı alsam?

Ne tuhaf, bu soruyu soranların çok azından hangi objektifi alsam sorusunu duyarsınız, sanki objektif makine askısı ile aynı muameleyi görmektedir… Sonra kişiler herkesin gittiği yoldan giderler, bir fotoğraf makinesi alınır (kit lensi ile), onunla çekimler yapılır, bilinç altında söz gelimi insan fotoğraflarında çok yaklaşılamadığı, iletişim kurulamadığı vb. farkedilir, oh ne güzel çiçek te çekerim diyerek bir 70-300 macro tedarik edilir, sonra uzaktan snapshooter portreler alınmaya başlanır. Üstelik te kötü ışıkta.

Tanıdık geldi mi?

Bugün daha iyi bir makina alıp, objektifi sonra mı düşünmelisiniz? Yoksa öncelikle objektifi düşünüp, sonra daha iyi gövde bir makinayı mı önemsemelisiniz?

Kolay ve her zaman geçerli yanıt : Her zaman paranızı objektiflere yatırın. Çünkü objektiflerin fotoğraflarınızın kalitesi bakımından her zaman daha fazla etkisi vardır, çünkü objektifler iyi saklanırlarsa sınırsız süre ile görevlerini yerine getirebilirler. Ancak muhtemeldir ki, dijital dünyada bugün kullandığınız makine gövdesini iki sene sonra değiştirmek zorunda kalacaksınız.

Hangi objektifi alırsanız alın, muhtemelen beş ya da on yıl sonra hala çantanızda olacak. Bilginiz olsun diye söylüyorum, DSLR ortalama kullanıcı yaşam çevrimi (user life cycle) tüm dünyada ortalama 18 ay’a düştü. Başka bir deyişle, eskiyle şimdi arasında ne oldu bilmiyorum ama insanlar daha kötü gövdelere eskiye nazaran daha büyük paralar ödeyip o makinaları 18 ay sonra çöpe atmaya razı oluyorlar.

Şimdiye kadar, insanların fotoğraf makineleri üzerinde yaptığını gördüğüm en aptalca şey şu: Üst düzey bir gövde alıp, üzerine ucuz bir lens takmak. Canon EOS 5D MII üzerinde üçüncü sınıf zoom objektifler taşıyan insanlar tanıyorum. Eskiden de böyleydi, Canon EOS 5 üzerinde üçüncü sınıf objektifler dolaşırdı, para yetmediği gerekçesiyle. Hemen örneği verelim, Canon EOS 5 bugün iki-üç yüz lira civarına satılmakta, ancak o zaman o makinenin üzerine takılmayan 2.8 objektifler bugün hala 1999’daki değerlerini koruyorlar. Üstelik, aynı objektifler bugün herhangi bir Canon EOS gövdesine de takılabilmekteler, 5D MII dahil olmak üzere..

Canon EF 17-40 f/4 L
Canon EF 17-40 f/4 L

Örnek verelim, söz gelimi Nikon için, 17-35 2.8 1990’ların sonunda piyasaya sürüldü, onu o gün alanlar bugün  D700’lerine memnuniyetle takıyorlar, Nikon FX formatı için halen en popüler objektiflerden biri.

Bilmem anlatabildim mi?

Fotoğraf makinesi üreticileri, yeni makineler piyasaya sürerken ali çok açık davranırlar. Ancak dikkat ederseniz, objektifler konusundaki çeşitlenme makinelerin her zaman çok gerisindedir. Bu üzücü bir durum çünkü sınırlı kaynakları en iyi ekipmana harcamanın tek yolu, en ucuz gövdelere en iyi objektifleri takmaktır. Bu film zamanlarında böyleydi, şimdi de daha da güçlü olarak dijital dönemde geçerliliğini korumakta.

Ansel Adams on yıllar önce, birinci sınıf bir objektifin değerini her zaman koruduğunu, dolayısıyla kullanıcısına aslında hiç bir maliyeti olmadığını (aldığınız fiyata satabildiğinizi) yazmıştı. Bu sözler bugün de geçerlidir.

Gerçek

Sizden sadece son bir kaç yılı düşünmenizi rica ediyorum. Bugünün en iyi, en popüler objektifleri bundan bir kaç yıl önce de aynen böyle popülerdiler. Nikon 18-200VR 2005’te piyasaya sürüldü, ve 4 yıl sonra hala aynı fiyattan alıcı bulmakta. Canon 17-40mm f/4 L 2003’te piyasaya sürüldü, bugün bile halen en iyi/popüler full frame/half frame objektiflerinden. Bunun gibi onlarca örnek var. Mesela Nikon 17-35 f/2.8 AF-S halen en çok aranan DX/FX tipi objektif.

Nikon 17-35 AF-S f/2.8
Nikon 17-35 AF-S f/2.8

Bu arada piyasaya sürülen ve yokolan fotoğraf makinelerini sayayım, izin verin. Canon EOS 1D, Eos 300D, EOS 350D, Nikon D70, Nikon D100, Nikon D1x, Nikon D2x… Her birimizin çekmecelerinde bunlar var. Biri olmazsa diğeri. Ancak yukarıda yazdığım objektifler yarının makinelerine de takılacak.

En iyi lensler bedava

En iyi lensler size hiç bir şeye malolmaz, çünkü aldığınız paraya satabilirsiniz ve uzun zaman sıkıntı yaşamadan kullanabilirsiniz. Nikon objektifleri için bu daha da geçerlidir, çünkü piyasadaki Nikon objektiflerinin çoğu son elli yıl içinde çıkan Nikon gövdeleri ile uyumludur. (Uyumluluk Tablosu burada)

Aşağıdaki objektif 1989’da yapıldı, ebay’de 400$ civarına satılmakta. Meraklısı için, Canon/Nikon bayonet adaptörleri de bulunmakta, ancak ben onu bu makina ile kullanıyorum.

(c) KenRockwell.com

Size rahatlıkla şunu söyleyebilirim, bu objektifi de, bunun kardeşi olan 50mm Summicron gibi (o da 1973 yapımıdır), iki sene sonra aynı paraya satabilirim, hiç bir çekince olmaksızın.

Aynı şey sizin alabileceğiniz Canon/Nikon/Pentax objektifleri için de geçerli.

Şunu unutmayın yeter, en iyi kalite objektif yatırımdır. Kötü kalite objektifse, sadece kısa bir süre kullandıktan sonra eşe dosta vereceğiniz veya dolaba kalkacak bir ekipman.

İlla para harcayacaksanız (ki unutmayın, makinenizin çok ta önemi yok) paranızı objektiflere yatırmanız, fotoğraflarınıza pahalı bir gövde+ucuz objektif kombinasyonundan daha fazla etki yapacaktır.

Belki bana inanmayacaksınız, ama fotoğraf makinesi objektiflerinin iyi olanları, borsada işlem gören hisse senetlerinden daha fazla kar getirmektedir!!

En iyi yatırım hangisi?

Sizin için en iyi objektif, en iyi fotoğrafları size çektirecek olan objektiftir. Asla ucuz objektiflerden yana olmayın, çünkü objektifleriniz (makinalarınızın aksine) yıllar boyunca size eşlik edeceklerdir.

Dijital dünyada her bir makina modeli, neredeyse yılda bir güncellenmektedir.

Bununla birlikte, size şahane fırsatlardan da söz etmeliyim, söz gelimi MF objektifler gibi. Canon’un FD serisi objektifleri, veya Nikon’un MF objektifleri adaptörleri ile birlikte Ebay, GittiGidiyor vs. sitelerde (sırf autofocus yok diye) sudan ucuza satılmakta, ve bu objektiflerin iyi olanları sizin makinenize taktığınız kit objektiften 10 defa daha iyi fotoğraf üretmektedir.

Bunu bir düşünün.

Dostlukla,

Utku