Fotoğraf Eğitiminin Önemi


Kafası Karışık Fotoğrafçı
Kafası Karışık Fotoğrafçı


Uzun bir süredir ara verdiğim yazılarıma, çok ama çok önemli olduğuna inandığım bir konuya değinerek dönmek istiyorum.

Bugünkü yazım, fotoğraf eğitimi ile ilgili. Fotoğraf meraklılarına verilebilecek olan seminerlerden söz ediyorum, akademik eğitimden değil.

Bugün Türkiye’de sayıları yüzbinleri bulan bir insan topluluğu amatör fotoğrafla uğraşıyor. Bu sayı, Türkiye’deki fotoğraf paylaşım sitelerinin toplam nüfusu. Bu durum dünyada milyonlarla ifade edilmekte.

Fotoğraf paylaşım ve depolama sitesi olan Flickr’a günde 2 milyon fotoğraf yükleniyor. Cep telefonları ile çekilen fotoğraflar dünya gazetelerinin baş sayfalarına girebiliyor, Nikon ve Canon gibi markalar yılda onbinlerce DSLR satıyorlar. Ülkemizde fotograf paylaşım sitelerinin öncülerinden olan FotoKritik’teki fotoğraf sayısı yarım milyonu aştı.

Dolayısıyla, fotoğraf üretme eylemine giriş bariyerleri çoktan yerle bir oldu, artık fotoğrafı bir ifade aracı olarak kullanmak isteyen insanlar bunu kompakt makineler veya cep telefonları ile dahi yapabiliyorlar.

Kaldı ki, eğer gerçekten üretmek istiyorsanız burada da okuyabileceğiniz gibi makinenizin bir önemi yok. 20$’lık bir Holga ile sanat eserleri yaratabilirsiniz.

Ancak şunun altını çok büyük bir kalemle çizmek gerekiyor. Fotoğraf (veya sanat) öğretilebilir mi sorusunu aşabilirseniz eğer, fotoğraf eğitimi almaksızın fotoğraf üretmek sadece ortaokulda öğretilen kompozisyon dersi bilgisi ile roman yazmayı denemeye benzer.

Kendisinden önceki örneklerin kötü bir tekrarından ibaret olarak kalır.

Peki bunca önemli olan fotoğraf eğitimi gerçekten nedir? Makine kullanma kılavuzlarının kitap boyutlarına geldiği günümüzde fotoğraf eğitimi nasıl bir içerik taşımalıdır?

Temel fotoğraf eğitimi,  “makinemi nasıl kullanabilirim kursu” değildir.

Meseleyi bu boyutu ile algılayanlar için kullanım kılavuzları zaten var. Enstantane, diyafram, ışık ve kompozisyon bilgisi internetten indirilebilir Türkçe CD’lerde dahi mevcut.

Esas soru şu : Fotoğraf yalnızca yukarıda yazdığım “zanaat” kapsamına giren bir bilgi ile üretilebilir mi?

Evet, üretilebilir. Ancak yalnızca kendisinden öncekilerin tekrarı olarak! Bu nedenle, yukarıda bahsettiğim sayılara rağmen hala birbirinin aynısı fotoğraflara bakıyorsunuz.

Ancak sanat tarihi göstermektedir ki, yeni olan üretimi ancak iki türde mümkündür : Öncekinin üzerine yeni bir şey ekleyerek, veya öncekini tümden altüst ederek!

Kendinize sorun : Aldığınız fotoğraf eğitimi, sizin makinenin kullanma kılavuzunda bulamayacağınız (ve hangi lensin veya photoshop efektinin daha iyi olduğundan bahsetmeyen) bir şeyler söylüyor mu?

Söylemiyorsa, zamanınızı fazla harcamayın.

Bütün sanatlar birbirinden beslenir ve fotoğraf ta bundan bağımsız değildir. Uzak ufuklara bakmak için yükseklere çıkmak gerekir.

Işık bilgisi içinde barokempresyonist akımların ışık kullanımından, fotoğraf tarihi içinde sosyolojiden, portre fotoğrafı içinde Barthes’ın dört görüntü repertuarından, fotoğraf kompozisyonunun yapısal öğeleri içinde Bauhaus ekolü etkisinden, kontrast ve açık-koyu kontrolü içinde Caravaggio’nun Chiarascuro’sundan beslenmemek, sizi yalnızca ezberci bir öğrenci yapar.

Siyah beyaz fotoğrafı Photoshop’ta bir komuttan ibaret zanneden “iyi fotoğrafçılar” biliyorum.

Fotoğraf eğitimi yalnızca teknik olarak doğru ve estetik olarak etkileyici fotoğraf üretim bilgisi değildir. Bunun arka planında fotoğrafın sanat tarihinden sosyolojiye, psikolojiden mimariye ana besin kaynaklarına göndermeler yaparak ve katılımcıyı bu doğrultuda merak ederek araştırmaya yönelten, her gün öncekilerini tekrar eden vasat fotoğraflara bakmak yerine iyi fotoğrafçıların iyi portfolyolarını referans gösteren, bu anlayışla katılımcısını zenginleştiren ve ufkunu açan bir eylemdir, veya olmalıdır.

Bundan daha azı -biraz merak ve çaba ile- makinenizin kullanım kılavuzları ve internette zaten bulunabilmektedir.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Dostlukla,

Utku

Reklamlar

Fotoğrafa yeni başlayanların en çok yaptığı on yanlış

Amatör fotoğrafçılık, dünyanın hiç görmediği bir hızda büyüyor.

Tüm dünyada 2008 yılı boyunca on milyona yakın DSLR satıldı. Bu 1980 – 1999 arası satılan toplam profesyonel filmli SLR sayısına eşit. Türkiyede, fotoğraf paylaşım sitelerine abone olan insanların sayısı 250.000’i geçiyor. Bununla birlikte kişisel web siteleri artmakta, insanlar her gün binlerce fotoğrafı Flickr, Fotokritik gibi sitelere yüklüyor.

Virgul.com‘a göre, sadece Fotokritik sitesinin 175.000 üyesi var, her gün 745.000 sayfa ziyaret edilmekte, 45.000 değişik insan tarafından. Diğer siteleri de katarsanız, ne kadar büyük bir kitlenin amatör fotoğrafçılıkla ister düşük, ister yüksek seviyede olsun hobi olarak ilgilendiğini anlayabiliriz.

Nicelik niteliğin önünü açacaksa eğer, neden fotoğraf kalitesinde, üretilen işlerin orjinalliğinde, bakışın öznelliğinde bir artış yok? Neden yeni başlayan tüm fotoğraf meraklılarında gelişme yolları birbiri ile aynı ve bu yollar hep aynı yere, diğerlerinin çalışmalarının kaba kopyalarına çıkıyor?

Yeni başlayan fotoğraf meraklılarının çoğu aynı hataları yaptıkları için.

Karşılaştığımız önemli sorunlar, onları yaratırken kullandığımız bilinç düzeyiyle çözülemez. -Albert Einstein

Fotoğraflarınızın makinenizin kalitesi ile ilgisi yok. İyi fotoğraflar çekebilmek için gereken zihinsel donanıma ne kadar sahipseniz fotoğraflarınız o denli iyileşecektir.

Aşağıda yeni başlayan arkadaşların en çok yaptığı hatalara dair kişisel gözlemimden çıkan bir listeyi paylaşıyorum. Yoruma elbetteki açık ve yorumlarınızı paylaşırsanız hep birlikte tartışabiliriz.

1. Fotoğrafı makinenin çektiği şey sanmak

En çok yapılan hata bu! Fotoğrafı makineler çekmez, fotoğrafçılar çeker. Uzunca bir alıntı/yazı karışımı burada mevcut. Ama fotoğraf makinesinin teknolojik karmaşasına aldanıp, makinenin fotoğrafta fotoğrafçının kendisinden daha fazla rol üstlendiğini zannetmek ilk ölümcül hata. Bu hataya düşüyorsanız, diğerlerine zaten sıra gelmiyordur. Bu hataya düşüldüğünün müspet kanıtı şudur, kişi daha iyi fotoğraflar üreten bir başkası hakkında şunu söyler : “Elbette onun fotoğrafları daha iyi olur, çünkü makinesi (veya objektifi) daha iyi”. Fotoğraf tüm bunlardan çok önce bir tek kelime ile ilgilidir : Vizyon. Bu makine ile çekim yapan ama derdi birşeyler anlatmak olan birisi, Canon Eos 5D MII ile etrafta dolaşan fötr şapkalı makine fetişistinden daha iyi işler çıkartır. Ara Güler’in dediği gibi, iyi fotoğrafçı dikiş makinesiyle de çeker.

2. Sabır yoksunluğu

Sebastiao Salgado, Afrika, Mülteci Kampları
Sebastiao Salgado, Afrika, Mülteci Kampları

Dijital dünyanın, internetin, televizyonun ve modern zamanların her türlü yeni icadının dünyaya en büyük hediyesi hızlı tatmin. Çok hızlı tatmin oluyoruz artık, oldukça da daha hızlı tatmin arıyoruz. Bu durum fotoğraf için de aynen geçerli. Dün fotoğraf makinesini aldıysanız, sırf reklam öyle söylüyor diye bugün fotoğraflarınızla dünyayı sallayabilirsiniz. Eğer durum buysa, neden bütün büyük fotoğrafçılar çok uzun bir öğrenme eğrisinden geçip projelerine yıllarca emek vermektedir?

Fotoğraf, ister tek bir fotoğrafı beklerken, ister uzun öğrenme dönemi boyunca, ister projeler tamamlarken bir öğrenme sürecidir. Bir sanattır, soyut ve kişiseldir. Bu nedenle de biriktirmesi, oluşturması sabır ister. Sebastiao Salgado, BBC muhabirlerinin iki saat geçirip helikopterle ayrıldıkları mülteci kamplarında 40 gün kalmıştır. Muhtemelen aynı nedenle, son projesi 12 yıl(!) sürmektedir.

Sabredin. Sadece projelerde değil, çekimlerde de. Fotoğraf çekimlerinde bir konu üzerinde o anı yakaladığınızı hissedene kadar çalışın, gerekiyorsa o akşam eve tek bir iyi fotoğrafla dönün. Bu, vasat düzeyde on fotoğrafla dönmenizden çok daha iyidir.

Bu yolculukta herkesin hala öğrenci olduğunu, hepimizi orjinal kılabilecek olan yegane şeyin de bu “öğreniyorum” hali olduğunu unutmayın.

3. Temel fotoğraf eğitimini gereksiz görmek

İnsanlar gitar çalmak için kursa gider, ehliyet almak için kursa gider, yemek yapmayı kitaptan öğrenir, ancak makineyi eline aldığında herkes fotoğrafçı olur! Ne demek istediğimi biliyorsunuz. Mutlaka bir yerlerden temel fotoğraf eğitimi alın. Türkiye’de bu işi iyi yapan özel merkezler ve fotoğraf dernekleri var, aynı zamanda bu işi çok kötü yapan “sanat kursları” da mevcut. Eğitim alacağınız merkezin yılda kaç kişiye bu eğitimi verdiğini, eski öğrencilerinin işlerini ve eğitmenlerin geçmişlerini mutlaka öğrenin. Ama kesinlikle temel fotoğraf eğitimi alın. Bu eğitimi veren dernekler için TFSF sitesinden oturduğunuz ildeki derneğin iletişim bilgilerini alabilirsiniz. Bursa’da yaşayanlar için, adres BUFSAD. Bu eğitimi son derece kaliteli veren özel merkezler de mevcut elbette.

4. Akıl Hocası bulmamak (Akut Mentör Yetersizliği)

Temel fotoğraf eğitimi sizi bir yere kadar getirir. Atölye çalışmaları ve ileri eğitimler de öyle. Kendinize, seçtiğiniz disiplinde fotoğraflarınızı yargılayacak ve size yön verecek bir usta bulun. Tüm sanat dallarında tarih boyunca eğitim hep usta/çırak ilişkisi ile yürümüştür. Fotoğraflamak istediğiniz konuları bulun, onları nasıl çekeceğinize dair kafanızda taslaklarınız olsun, sonra mutlaka kendinize bu konulara dair daha önce çalışma yapmış veya size tavsiyede bulunabilecek kişileri bulun ve size yol göstermelerini isteyin. Fotoğraflarınızı değerlendirmelerini isteyin, eleştrilerinden ders çıkartın. Işığın bol olsun’a pek benzemez bu eleştriler, hazırlıklı olun. Usta bir fotoğrafçının bir tek sözü, sizin fotoğraflarınıza bütün bakışınızı değiştirebilir. Sizin tarzınızı anlar, ona göre yol gösterir. Doğru ustayı bulmak biraz da şanstır, ama içgüdülerinize güvenmelisiniz. Bilhassa benim gözlemim şudur, doğru şekilde yaklaşılırsa bütün üstatlar memnuniyetle yol gösterir. Bunu kendi yararınıza kullanın.

5. Başkalarının çektiği gibi fotoğraflar çekip alkış peşinde koşmak

Türkiyedeki amatör fotoğrafçılarda en sık rastlanan durum. Yukarıdaki madde ile çeliştiğimi sanmayın, insanın ustasına öykünmesinde ve sonra onu aşmasında sorun yok. Esas problem, hiç bitmeyen bir yarış ortamında herkesin herkesi taklit etmesidir. Siz kendiniz olun. Fotoğrafta teknik veya estetik olarak kopyalamak kolaydır. Ansel Adams’ın 80 sene önce çektiği fotoğrafları yeniden çekmek için yıldız diyagramlarından yararlanan, sonra da açıklar/koyular vb. iyi çıkmadı diye hayıflanan salaklardan burada söz etmiştim. Fotoğrafta taklit kolaydır, zor olan duyguyu iletmektir. Duyguyu iletebilmek için fotoğraflarınızla birşeyler söylemeye istekli olmanız gerekir. Fotoğraf bir dildir, ancak sizin söyleyecek bir şeyiniz yoksa neyi duyarsa tekrar eden bir papağan olursunuz.

6. Photoshop’ta hallederiz sendromu

Bu rahatsızlıktan muzdarip olanların 5 gün boyunca 5 vakit karanlık odaya girmesi esastır. Tedavisi budur. Şaka bir yana, çekildiği anda kötü olan bir fotoğrafı saatler süren photoshop masajı dahi kurtaramaz. Hatta genellikle sonuç başlangıçtan daha kötü olur. Fotoğrafın kadrajlaması dahil her detayını, fotoğrafı çekmeden önce düşünün ve uygulayın. Ayıklamalar, rahatsız eden veya katkıda bulunmayan detaylardan kurtulmak veya katkı koyan bazı elementleri fotoğrafa eklemek elbette photoshopta yapılabilir, ancak fotoğrafınız öncelikle gerçek, sonra samimi olmaz.

Bu madde, söz gelimi İlke Veral gibi sanatçıların manipülasyon ile ulaştıkları sanat seviyesi için elbette geçerli değildir. Onlar photoshop’u, bir ressamın fırçası gibi kullanmaktalar, hatalarını örtmek için değil.

Fazlasıyla felaket photoshop hataları görmek isterseniz buraya tıklayın.

7. Kompozisyona önem vermemek ve ayıklama yoksunluğu

Resim bir dahil etme sanatıdır. Fotoğraf ise çıkartma. Einstein’in dediği gibi, herşey mümkün olduğunca sadeleştirilmeli, ancak asla daha fazla basitleştirilmemelidir. Fotoğrafta da durum bu. Kötü fotoğraflar çekmenin en kısa yolu, herşeyi bir fotoğrafın içine sokmaya çalışmaktır. Sadeleştirin. Bu asla bir fotoğrafta tek bir element olsun, geri kalanın hepsini atın demek değildir, ancak fotoğrafa katkıda bulunmayan elementleri fotoğrafı çekerken, bu tip öğelerin bulunduğu fotoğrafları sonradan seçerken eleyin.

Kompozisyon, öğelerin anlatıma yardımcı olacak biçimde kadraj içinde düzenlenmesidir. Buna enstantane etkileri de dahil. 163571333-L163571326-LDolayısıyla her türlü kompozisyon elemanının, gözün anlık süzgecinden, kumpasından geçip öğeleri doğru şekilde yerleştirmesi gerekir. Yanda perspektif öğesi yanlış kullanıldığından, lekeleri üst üste binmiş bir fotoğraf ile doğru uygulamasını görüyorsunuz. Aynı bunun gibi, fotoğrafta hangi öğeleri biraraya getirip getirmeyeceğinizi söyleyen kompozisyona vereceğiniz önem, fotoğraflarınızda mesafeyi daha hızlı katetmenizi sağlayacaktır. Kompozisyon öğrenmek için hangi kitapları okuyabilirim diyorsanız, buraya tıklayın.

8. Yeterince (değişik) fotoğrafa bakmamak, yeni bakışların peşinde koşmamak

Size bir sır vereyim, neredeyse bütün iyi fotoğrafçılar (istisnai deha Koudelka hariç) çektikleri kadar çok fotoğrafa bakarlar. Bu fotoğrafınızı beslemenizin en etkin yollarından biridir. Seçtiğiniz disiplinde ne olup bitiyor, dünyada hangi fotoğrafçılar neler yapıyor bunları takip etmeniz gerekir. Internetin de etkisi ile artık bu çok kolay. Magnum in Motion‘da podcastlere üye olabilir, Steve McCurry‘nin son işlerini takip edebilir, söz gelimi doğa fotoğrafını seviyor iseniz Frans Lanting‘in National Geographic’te son yayımladığı makalelere ulaşabilirsiniz. Google Reader gibi programlar yardımıyla başka fotoğrafçıların bloglarını takip edebilirsiniz. Bunların hepsi, size ve fotoğrafınıza anlatmakla bitmez katkılar sağlayacaktır. ICP‘nin Infinity Award ödüllerini takip edebilir, fotoğraf dünyasındaki son ödül ve gelişmeleri Lightstalkers‘dan izleyebilirsiniz. Belgesel fotoğrafçılık seçilmiş disiplininiz ise, MediaStorm size yeni ufuklar açacaktır, özellikle multimedya çalışmaları konusunda. Bakışınızı yenilemek için, kendiniz olup yeni ufuklara açık olmayı sürdürmelisiniz. Kendi tarzınız, zihninizin çeşitli kaynaklardan topladığı özgün bileşim anlatmak istedikleriniz ile bütünleştiğinde oluşacaktır.

9. Işık bilgisine sahip olmamak

Sadece bunu bilirseniz dahi yeterli. Buna inanın, ışık bilgisine sahip olmadığı halde fotoğraf çekmeye çalışan ve sonra neyin yanlış olduğunu merak eden o kadar çok insan var ki… Işık, özellikle doğal ışık en çok kullandığımız kaynaktır. Ancak ona ulaşabilmeniz için sabırlı olmanız gerekir. Doğru zamanda doğru yerde olmak için çaba sarfetmeniz gerekir. Bir örnek vereyim; tanıdığım bir fotoğrafçı var, yakınlarda bir köyde fotoğraf çekmeye gidiyor… Saat 10.00, doğal olarak güneşin ışığı güçlü ve fazla konstrastlı, aşırı parlak bir hava. 6 saat uğraşıyor, akşama kadar, bir kaç portrenin haricinde (onlar da kötü) hiçbir şey yok. Bir başka fotoğrafçı daha var, sabah saat 03.00’te kalkıyor, 03.30’ta kahvaltı bitiyor, 04.00’te yola çıkıyor, 05.00’te fotoğraf çekeceği yerde, 05.30’da fotoğrafını çekiyor, 07.00’de dönüşe geçiyor. Fotoğraf muhteşem, çünkü ışık doğru. Bunun üzerine düşünün. Cephe ışığında portre çektiğinizde neden iki boyutlu bir etki elde ediyorsunuz ve neden portreleriniz yanal ışıkta daha derinlikli görünüyorlar ? Işığı anlamak ve fotoğrafa yansıtabilmek pek çok insanın hiç düşünmediği bir konu. Siz onlardan olmayın.

10. Fotoğrafın/Sanatın entellektüel yönüne önem vermemek

Zurnanın zırt dediği yer burası. Memleketçe hastalığımız. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak. Hepsiyle özetlenebilir. Fotoğrafların ışığına yorum yapar, ama daha Rembrandt‘ı duymamıştır. Açık / koyu dengesinden konuşur, Caravaggio‘dan haberi yoktur. Gerçekçilikten söz eder, ama neredeyse tüm 20. YY Amerikan belgesel fotoğrafına ilham kaynağı olan Edward Hopper‘ı bilmez. Sadece resim bilgisinden de söz etmiyorum, Fotoğraflar Neyi Anlatır umursamaz, sanat tarihi‘ni daha yükseğine puanı yetmeyen üniversite öğrencilerinin girdiği ucube bölüm filan zanneder, sonra da eşinin dostunun sitedeki fotoğraflarının altına bunu yazar.

Sontag, Barthes, Benjamin, Gombrich… Size güzel fotoğraflar çektirmezler, ancak fotoğrafı içinize güzel çekmenizi sağlarlar. Düşündürürler. Değiştirirler. Okuyun. Merak edin. Araştırın. Fotoğraf bir sanattır, ve sanatta uzun adımlar, büyük sıçramalar değil, mantıklı ilerlemeler vardır. Şimdi kendi kendinize keşfettiğiniz kavramın bir ucu, bundan üç yüz yıl önce Avrupa’nın köhne bir çiftlik evinde bir adamın tuvale boya sürüş biçimine dayanıyor olabilir. Hiçbir şey, diğerlerinden bağımsız değil. Bunu düşünün.

Genel kuralla bitirelim : Emek yoksa, hasat yoktur.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Utku

Harika fotoğraflar nasıl oluyor yani ?

Eğer fotoğrafınızdaki kayıp bileşeni arıyorsanız, cevabı burada. Fotoğraflarınızı iyi, güzel veya harika kılan şey; ekipman, sizin onu çekerken kullandığınız monopod, kursta hocanızın söyledikleri veya dün fotoğraf paylaşım sitesine yüklediğiniz fotoğraflara gelen eleştriler değildir.

Fotoğraflarınız, sizin gözlem gücünüzün, hayal edebilme kapasitenizin, anlık karar verebilme becerinizin seçimlerinize yansımasıyla yükselir, veya alçalır.

Bir başka deyişle, fotoğraf teknolojinin bir fonksiyonu değil, farkındalığın gücünün ifadesidir.

Bu her zaman biraz şanstır, ancak siz de onu kabul etmeye hazır olmalısınız – Henri Cartier Bresson

Fotoğraf makinanızın ne kadar iyi fotoğraflar çektiğinizle hiç bir ilgisi yoktur. Elbette ki teknik kısmı halletmek zorundasınız, ancak bunu sadece siz tamamıyle hakim olana dek yoldan çekilmesi gereken bir yük gibi görmelisiniz, velinimet gibi değil. Esas zor kısmı teknikten sonra gelir.

Zor olan, fotoğraflarınızla birşeyler söylemenizdir.

Fotoğraf bir sanattır ve bu nedenle de son derece soyut, kişisel bir şeydir. Dolayısıyla pek çok insana anlaması zor gelir. Suçu makinaya atmak, ekipmanları yarıştırmak, başkalarının çektiği fotoğrafların aynısını veya benzerini çekmek ve bu yolla kendine bir kariyer yapmak kolaydır.

Ancak yaratıcılık ile taklitçilik nadiren aynı yolda yürür.

Mantıklı insanlar kendilerini dünyaya uydurur. Mantıklı olmayanlarsa, dünyayı kendilerine uydurmaya çalışır.
Öyleyse rahatlıkla söyleyebiliriz ki, insanlığın bütün ilerlemesi mantıksız insanlardan gelmektedir.
George Bernard Shaw

Rahatlıkla söyleyebilirim ki, bütün makineler -özellikle dijital olanlar- kullanımda benzer kalitede sonuçlar verebilir. Gerçek farklılık, makinanın gerçek dünya koşullarına fotoğrafınızı uydurmakta yapılması zorunlu ayarların ne kadar kolay yapıldığı veya mümkün olup olmadığıdır.

Bir açıdan fotoğraf golfe benzer, marjinal farklılıklar elde etmek için çok çalışmanız gerekir ve her ikisinde de çok çok az insana oyunu oynasınlar diye para ödenir. İkisinde de gelişmek ve olgunlaşmak yıllar alır. Çoğu golf oyuncusu yıllar boyunca oynasa bile deliğe topu ilk seferde sokmayı başaramaz. Fotoğrafın farklı olacağını neden düşündünüz ki?

Bu girizgahtan sonra, gerçekten iyi fotoğrafların nasıl yapıldığına geçebiliriz.

Sabır

Eğer tek bir önemli kriter varsa, bu odur. Takvim bekleyemezsiniz, dışarı çıkarsınız. Konunuzun olduğu bölgeye gider ve sabırla ışıkla birlikte koşulların olgunlaşmasını beklersiniz. Pek çok ikonik fotoğraf konuyu (ister belgesel olsun, isterse manzara) uzun zaman boyunca gözlemleyip tatmin etmeyen çekimler yapıldıktan sonra tekrar dönüp yapılan o son çekimle ortaya çıkmıştır. Gerçek fotoğrafçıların sıradanı sıradışı göstermelerinin yolu budur.

Fotoğrafçı olmayan birileri ile çekime gitiyseniz zamanınızı kendiniz yönetin. Onlar uyurken veya yemek yerken siz fotoğraf çekiyor olabilirsiniz. Kendinizi çekim gezilerinin zaman sınırları ile değil, yaratıcılığınızın limitleri ile doğrulamaya çalışın.

Bu adam, Michel Fatali web sitesindeki fotoğrafların saha notları (field notes) kısmına ışık için ne kadar beklediğini de yazmaktadır. İncelerseniz bir fotoğraf için günlerce beklediğini göreceksiniz. Bu size çekim gezisi gibi geliyor mu?

Sabredin. Parlak fikirler takvimlerle çalışmaz.

Gözlerinizi açın

“Kompozisyon görmenin en güçlü yoludur.” – Edward Weston

Zabriski Point, Edward Weston, 1938

İnsanın yaptıkça geliştirdiği yetilerinden birisi de görmektir. Baktıkça, ki bu kesinlikle görmek ile aynı şey değildir, daha çok şey görürsünüz. En olağandışı şeyler kapınızın hemen dışında gerçekleşiyor olabilir, ancak siz görmelisiniz.

BUFSAD eski başkanı ve eğitmeni Osman Önder, fotoğrafa giriş derslerinde bu ilkeye vurgu yapmak için çalıştığı şirketin çevresinde yaptığı çekimlerden şirket çalışanlarına yaptığı dia gösterisinde, çalışanlardan hiç birinin fotoğrafların nerede çekildiğini anlayamadığını anlatır.

Bakmak ile görmek aynı şey değildir. Fotoğraf fırsatları her yerdedir, dikkat edin, gözlerinizi açın ve onları arayın.

Osman Önder, Selçuk Deve Güreşleri 2009
Osman Önder, Selçuk Deve Güreşleri 2009

Tekillik

Arkadaşlarla çekime gitmeyi kim sevmez? Bununla birlikte, fotoğraf yalnız yapılan bir uğraştır. Arkadaşlarınızla yaptığınız fotoğrafçılığın tüm keyfine rağmen, araya karışmak, mekanla, insanla bütünleşmek, rahatsız edilmemek şarttır. Bunun için, grup bir mekana vardığında derhal ayrılmalı ve herkes kendi fotoğrafını aramalıdır.

Michael Kenna, bize mekanların sesini duyuran fotoğraflarını çekebilmek adına, asistan kullanmayı reddetmektedir.

Taushubetsu Bridge, Nukabira, Hokkaido, Japan, 2008
Michael Kenna : Taushubetsu Bridge, Nukabira, Hokkaido, Japan, 2008

Tutku

Ah evet. Burası önemli.

Fotoğraf bir tutkuyu iletmek ve aynı kıvılcımı başka bir insanın ruhunda ve aklında çaktırmaktır. Konunuzu önemsemiyorsanız, sonuçlar bayağı replikasyonların üzerine çıkamayacaktır. Önemseyin, inanılmaz şeyler olacaktır. Önemsemeyin, hızlı unutulursunuz.

Beni çeken bir şey görürsem, bir fotoğraf yaparım. Duygumu açıklamaya kalkmam. – Ansel Adams

Fotoğraf bir tutku iletimi sanatıdır. Fotoğrafladığınız şey hakkında tutku duymuyorsanız sonuçlarınızdan çok şey beklemeyin. Bir kaç ışığın bol olsun alırsınız, o kadar. Fotoğraf teknik veya ekipman ile ilgili değildir, bir düşünceyi, bir fikri, bir konsepti veya herhangi bir şeyi paylaşmak ile, yansıtmak ile ilgilidir, çoğunlukla tamamen yabancılara. Fotoğrafınızın etkili olması için mesajınızın berrak olması gereklidir. Büyük usta Ansel Adams’ın dediği gibi, “kötü bir fikrin keskin bir fotoğrafından daha kötü bir şey yoktur.”

Bu nedenle harika bir fotoğraf makinesini bir yerlere doğrultuvermek sonuç getirmez. Ne söylediğinizi bilmek ve onu görsel dilde yüksek sesle ve açık açık söylemek, insanların aklında kalacak bir fotoğraf yaratacaktır. Fotoğrafınız size hiçbir şey söylemiyorsa, başkalarına daha da azını söyleyecektir.

Dolayısıyla makinalarınızın bununla bir ilgisi yoktur. Fotoğraf dünyasındaki insanların 99%’u daha iyi fotoğraflar çekmek için daha çok para harcamaları gerektiğini düşünür. Ancak bununla orantılı sabır, dikkat, emek ayırmazlar. Siz onlardan olmayın, otomatik olarak en seçkin ve yaratıma daha yakın 1%’in içine gireceksiniz.

Dolayısıyla konunuza konsantre olmanız başarının ön koşuludur. Ne çektiğinizi bilmek, söz gelimi insanlarla sohbet etmek, zaman geçirmek, ta ki torunlarının hangi lisede okuduğunu öğrenene kadar fotoğraf çekmemek, makineyi çantadan çıkarmamak işe yarar.

İnsanlar gerçek saygıyı ve samimiyeti hemen anlar.

Yaşlı Adam ve Eşi, Kenan Kaya, BUFSAD Belgesel Atölyesi
Dağ Köyleri Projesi, BUFSAD Belgesel Atölyesi 2009

Kişi aynı işi sürekli yaparak hayatına devam edemez. Değişiklikleri algılamak ve onlara ayak uydurmak zorundadır. Fotoğrafta da böyledir, farklı açılardan bir kare, bir kare daha… Olana kadar çekersiniz. Ancak, bunu aynı konu için yapmak zorundasınız, sizi sonunda zenginleştirecek olan budur. Hayalgücünüzü kullanın ve düşünün. Bir olasılık daha deneyin, sonra bir tane daha.

Fotoğraf makinesi bir not defteri, doğrudan bir araç, aynı anda görsel kavramlarla sorular sorup yanıtlayan bir “an” ustasıdır. Dünyayı yorumlayabilmek için vizörün sınırladığı görüntüyle birleşmek gerekir. Bu tutum manevi bir disiplin, ince bir ruh ve geometri duygusu gerektirir. Objelerimizin seçiminde ne kadar tutumlu olursak, en yalın biçimlerimize o zaman ulaşabiliriz. Fotoğrafı kendimize ve çektiğimiz nesneye en büyük saygıyı hissederek çekmeliyiz. – Henri Cartier Bresson, Doğanın Resmini Arayış

Resim bir dahil etme sanatıdır. Fotoğraf ise, çıkartma. Herşeyi fotoğrafın içine sokmaya çalışmak kötü fotoğraf çekmenin en garantili yollarından biridir. Fotoğrafa katkı koymayan hiçbirşeyin fotoğrafta bulunmaması gerekir, yoksa konudan dikkatleri uzaklaştıracaktır. Az çoktur, çok ta az.

Samimiyet

Ekipmanınızın her bir nüansını iyice tanımanız çok çok önemlidir. Her bir duruma nasıl tepki verdiğini bilmeli, çıkacak sonucu gözünüzde canlandırabilmelisiniz. Ekipmanınızın gerçekliği nasıl tercüme edeceğini anlamanız gerekir.

Bunu becerebildiğinizde, çektiğiniz her fotoğraf görünmesini istediğiniz gibi oluşacaktır.

Beş makina kullanıp hepsinde mükemmeli yakalamak zordur. Bunun yerine, bir makina ve bir lens kullanıp her bir nüansını, nüvesini keşfedin. Eğer film ile çalışıyorsanız, hep aynı filmi kullanın. Sebastiao Salgado yaklaşık 40 yıldır aynı film ile çalışmaktadır. Bunun bir nedeni var, bunu düşünün.

Her yeni makinanın veya lensin peşinden koşarak zaman kaybetmeyin. Kendi ekipmanınızı anlayın. Bunu yaptığınızda, iyi fotoğraflar gelecektir. Yapmazsanız, şanslı olduğunuz anlar haricinde onları bulamayacaksınız.

Merak

Gerçekten, samimi bir ilgi ve keşfetme merakı duyduğunuz konuları fotoğraflayın. Fotoğraflarınızı başkalarının ilginç bulması, sizin konularınızı ilginç bulmanız ile başlar. Bu, işin başlangıç noktasıdır ve ister doğa, ister belgesel, ister portre bütün büyük sanatçılar ilgi duydukları konuları anlatırlar. Bu anneanneniz olabilir, bir çiçek, renkler, desenler, veya yan taraftaki hastanede tedavi gören kanser hastaları. Önemli olan sizin samimi bir ilgiyle, merak ederek ve fotoğrafı öncelikle anlamak için kullanmanızdır. Öncelikle anlamak için.

Kendi Vizyonunuzu İzleyin

Eğitmenleriniz gibi, hocalarınız gibi, ustalarınız gibi, internette görüp imrendikleriniz gibi fotoğraflar çekerseniz, fotoğraflarınız olsa olsa bu işten anlamayanların alkışladığı kaba kopyalar olur.

Kimsenin izinden gitmeyin. Kendi izinizi açın.

Kendiniz olun, tutkularınızı gösterin, başkalarının tutkularını kopya etmeye çalışmayın.

Dışarı çıkıp kendiniz olursanız, kendi ilgi ve merak duyduklarınızı göstermeye çalışırsanız, o zaman kendi tarzınız oluşacaktır. Başkalarının yaptıklarını yaptığınızda orjinal bir şey yapacağınızı asla, asla düşünmeyin.

Tutkulu olduğunuz bir konu bulun, bu çok basit birşey dahi olabilir, renkler ve küçük nesneler gibi. Fotoğrafını çekin ve bize gösterin. Çöp kutularını seviyorsanız, gidin onları çekin. Yollardaki lastik izleri mi? Şahane! Otoyol kenarında yetişen çiçekler mi? Süper! Biz daha önce daha iyisi çekilmiş fotoğrafların replikalarını merak etmiyoruz. Belki yarışmalarda işe yarayabilir. Ama yarışmaları kimin kazandığı, fotoğraf dünyasındaki en büyük balık hafıza konusudur : En çok bir yıl sonra kimse hatırlamaz!

“Bu fotoğrafı  neden çektin” diye sorulduğunda verecek kişisel bir yanıtınız olsun. Böylece, hatırlanacaksınız.

Duygularınızı iletin

Görme özürlü birine bir çiçeği anlatacak olsanız nereden başlarsınız ? Düşünün, ve uygulayın. Fotoğraf sadece gerçekliğin kaba bir replikasyonu değildir, fotoğraf sizin o gerçeklik hakkında ne hissettiğinizin de aynasıdır. Gördüklerinize anlam katmaya çalışın.

Sadece nitelik değil, nicelik

Gördükleri konunun tek bir fotoğrafını çekip oradan ayrılan (ve bunu her fotoğrafı için yapan) onlarca fotoğrafçı tanıyorum. Siz bunu yapmayın, ilginizi çeken bir şey gördüğünüzde, kompozisyonu gözünüzde canlandırdığınızda, küçük hareketlerle konumunuzu değiştirerek fotoğraf çekmeye devam edin. Hareketin veya olayın, veya geometrinin doğru anını bulacaksınız.

Işık

Bunu söylemek istemezdim, ancak kötü ışıkta çekilmiş harika kompozisyonlar hiç işe yaramaz. Işık fotoğraf çekecekseniz anlamanız gereken bir numaralı konudur. Işığı anlayın, nereden geliyor, yoğunluğu nasıl, kontrastı ne ? Eğitmenlerinize sorun, kitaplardan okuyun, ama mutlaka öğrenin.

Sabır

Biliyorum biliyorum. Yukarıda yazmıştım! Bir daha yazıyorum ki pekişsin. Sabrın önemi, bir fotoğrafçı için vazgeçilmezdir. Dünyanın en büyük fotoğraçıları, olanca yeteneklerine, birikimlerine, deneyimlerine ve ekipmanlarına rağmen konuları üzerinde yıllarca çalışır. Neden, düşünün.

Fotoğraflarınızı Seçerken

Ansel Adams, yılda bir tane iyi fotorğaf çekebiliyorsanız bu çok iyidir demişti.

Fotoğraf resim değildir. Fotoğrafçının çok fotoğraf çekmesi, daha sonra en iyilerini seçip geri kalanlarından kurtulacağı içindir. Portfolyonuzu ancak çektiğiniz en iyi fotoğraflar geliştirecektir. Sadece en iyi işlerinizi gösterin, vasatları ve işe yaramazları ayıklayın. Fotoğraf bir ayıklama sanatıdır, sadece çekerken değil, seçerken de.

“Az”ın gücü

Az ekipman aşıyın. Ünlü Amerikan alpinisti Steve House (meraklısı için, dağcılık ta ayrı bir sanattır) “Ekipmanınız basitleştikçe, edindiğiniz tecrübe zenginleşir” demişti. Aynı şey fotoğraf için de geçerlidir. Fotoğraf ekipmanınızın bir kısmına “sadece hava aldırmak” için onları her pazar yaylaya çıkarmanıza gerek yok.

Kuralların yanından geçin

İşte son madde. Kuralları unutun. Koşullanmalarınızı unutun. Bir konuyu üç yüz yıl önce bir rönesans ressamının anlattığı gibi anlatmak zorunda değilsiniz. Detaylara girin, yanından bakın, üstüne çıkın, alttan bakın. Bu fotoğraflar bildiğiniz tüm kompozisyon kurallarının yanından geçer, ancak yine de çok iyiler. Bakış noktanızı, lekelerin fotoğraftaki yerleşimini sürekli zorlayın. Alfred Stieglitz, muhtemelen dünyaya gelmiş en sert ve acımasız galeri sahibi ve eleştirmendi. O dahi şunu söylemiştir:

Eğer birisi kendi fotoğraf yolculuğuna, manipüle, hibrid veya herneyse o çıkacaksa, ve bu yolun sonu cehenneme çıkıyorsa dahi şunu söylerim “Git ve yap”. Gidip yapmalıdır, yolun üzerindeki trafik ışıklarına da dikkat ederek. Velev ki dikkat etmeyecekse, o zaman da kırmızı da basıp geçmesini bilmelidir.

Bununla birlikte, eleştrinin kıymetini bilin. Nitelikli, olgun bir eleştiri size “ışığın bol olsun” diyen değildir. Teknik hede hödö ile kafanızı şişiren hiç değildir. Nitelikli eleştri şu soru ile başlar: “Bu fotoğrafı neden çektin?” Buna verilecek iyi bir yanıtınız yoksa, eleştirilmeye değer bir fotoğrafınız yok demektir.

Kendiniz olun. En önemli kural budur.

Kaynaklar : Bufsad, GeziFoto.com, KenRockwell.com, Luminous-landscape.com, Wikipedia